VERGİ HUKUKU

You are currently viewing VERGİ HUKUKU

Vergi, devletin kamu hizmetlerini karşılamak amacıyla gerçek ve tüzel kişilerden tahsil ettiği ödemedir. Devletin finansal yapısının ana kaynağı olan vergi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamındaki hükümlere uygun şekilde tahsil edilmektedir. Kanunun 1. maddesi kapsamında verginin uygulandığı birimler şöyle ifade edilmiştir: “Bu kanun hükümleri ikinci maddede yazılı olanlar dışında, genel bütçeye giren vergi, resim ve harçlar ile il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında uygulanır. Yukarıda yazılı vergi, resim ve harçlara bağlı olan vergi, resim ve zamlar da bu kanuna tabidir. Bu kanunun hükümleri kaldırılan vergi, resim ve harçlar hakkında da uygulanır.” Aynı kanunun 2. maddesi ise şöyledir: “Gümrük idareleri tarafından alınan vergi ve resimler bu Kanuna tabi değildir. Bu vergi ve resimlerle ilgili olarak 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242. maddesi hükümleri uygulanır.” Dolayısıyla kanunda vergi kapsamı, net olarak açıklanmıştır. Ancak vergi talep eden devlet ile gerçek ve/veya tüzel kişilerce ihtilaf yaşanabilmektedir. Vergi uygulamalarına ilişkin düzenlemelerle yaşanan bu sorunlar, idari yolla çözümlenemediği takdirde yargı yoluyla sonuçlandırılır. Bu nedenle idari işlem ve eylemler, yargı denetimine tabi tutulmaktadır. Bu işlemlere yönelik ilgililer yargı yoluna başvurarak “vergi davası” aracılığıyla süreci çözümlemeye çalışmaktadır. Genel olarak vergi davası, vergi yargısını çözüm amacıyla kullanmakta ve uyuşmazlıkları gidermeyi amaçlamaktadır. Vergi davasında görev, uyuşmazlık sorununa göre mahkeme tarafından bu sorunlara bakılmasıdır. Vergi mahkemeleri, idarenin vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler gibi konularda zam ve cezaya ilişkin görülen iptal ve tam yargı davalarına bakmakla görevlendirilir. Ayrıca diğer ilişkili kanunlarla birlikte verilen görevleri yerine getirmekte ve çözümlemektedir.

Vergi Davalarının Konusu ve Kapsamı

Vergi hukukunda uyuşmazlıklara/hatalara/ihtilaflara ilişkin davalar, öncelikle davayı doğuran olayların değerlendirilmesi ve vergi hatası gibi problemlerin şikâyet yoluyla düzeltilemediği durumlarda açılmasıyla birlikte görülmektedir. Vergi Usul Kanunu’nun dördüncü bölümünde m. 19-24 arasında vergi alacağının tayini üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda, vergiyi doğuran olay m.19’da, “vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar. Vergi alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil eder,” şeklinde açıklanmış, tarh işlemi m. 20’de, “vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir,” olarak düzenlenmiş, tebliğ süreci, m. 21’de, “vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesidir,” şeklinde belirtilmiş, tahakkuk işlemi ise m. 22’de şu şekilde belirtilmiştir: “Tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.” Vergi mükellefi ya da ceza muhataplarının dava açabilmesi, belirli durum ve haklar çerçevesinde gelişmektedir. Bu kapsamda mükellefler, aşağıda sıralanan durumlar yaşandığı takdirde dava açabilmektedir:

  • Tarh edilen vergi ya da ilave bir vergi tarh işlemi halinde,

  • Kesilen cezaların mükellefe tebliğ edilmesi halinde,

  • Uzlaşmanın sağlanamaması ya da verginin temin edilememesi halinde,

  • Vergi hatalarından kaynaklanan durumlarda,

  • Takdir komisyonları tarafından alınan bazı kararlara ilişkin,

  • Vergi hatalarının kanunda belirtilen hata çeşitlerinden olması,

  • Vergi hatasının vergi dairesi ya/ya da mükellef tarafından yapılabileceği durumlarda,

  • Tebliğ edilen ödeme tutarlarına ilişkin durumlarda.

Vergi uyuşmazlıkları sonucu açılan davalardan ise bazıları şunlardır: Verginin esası ya da tutarına yönelik uyuşmazlıklar, vergi cezası kapsamına ilişkin uyuşmazlıklar, vergi tahsiline yönelik uyuşmazlıklar, yürütme sürecinin durdurulması, vergi benzeri olan mali yükümler hakkındaki uyuşmazlıklar. Vergi davalarının konu-kapsam açısından genişliği, deneyimli bir avukattan danışmanlık alınmasını gerektirmekte ve bu durum, sürecin yönetimindeki başarı için önemli kabul edilmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve diğer ilişkili davalara bağlı detaylar için Kule Hukuk Bürosu avukatı Behzat Küle’den danışmanlık alabilir, vergi dava süreçlerini yönetebilirsiniz.

Vergi Hukuku Kapsamında Sunduğumuz Avukatlık Hizmetleri

Vergi ödeyenler, giderlerini azaltabilmek amacıyla az vergi ödemek isterken; devlet, kamu hizmetlerini karşılamak amacıyla anayasa ve kanuna uygun şekilde vergi gelirini yükseltmeyi hedeflemektedir. Vergi çatışmasına neden olan bu sorunlar, vergi mükellefi ile vergi alacaklısı arasında anlaşmazlık/ihtilaf/uyuşmazlık doğurabilmektedir. Bununla birlikte vergi hatasının yaşanmasından doğan sorunlar gibi birçok konu temelde vergiler, vergi cezaları ile tadilat ve takdir komisyon kararları çerçevesinde vergi davasının konusu olabilmektedir. Kule Hukuk Bürosu’nu ziyaret ederek danışmanlık alabileceğiniz vergi hukuku konuları ve davalarından bazıları şöyle sıralanabilir:

  • Vergi hatasının şikâyet yoluyla düzeltilmesi ve sürecin yönetilmesine ilişkin danışmanlıklar,

  • Şikâyet talebinin geri çevrilmesi halinde ret işlemlerine ilişkin açılabilecek iptal davaları,

  • Yabancılar için vergi kimlik numarası işlemleri,

  • Gümrük incelemeleriyle birlikte düzenlenen ek tahakkuk gibi işlemlere yönelik itiraz dilekçelerinin hazırlanması ve yönetilmesine ilişkin danışmanlıklar,

  • Vergi ceza ihbarnamelerinin iptaline ilişkin davalar.