İCRA VE İFLAS HUKUKU

You are currently viewing İCRA VE İFLAS HUKUKU

Hukuk düzeninin sağlanması ve korunması amacıyla yargı görevini üstlenen devlet, icra ve iflas hukuku kapsamında hakların korunmasını da hedeflemektedir. Bu hukuk gereği, insanların haklarının korunması sağlanır ya da bu haklara yönelik yaşanabilecek ihlallerin önüne geçilir. Öte yandan hakkın zorla icrasının gerçekleştirilmesi amacıyla; icra ve iflas hukuku devreye girecek ve toplumdaki düzenin sağlanması, yasal yollarla aranacaktır. Bu bağlamda öncelikle hak tespit edilmekte ya da ifası emredilmektedir. Söz konusu hakkın yerine getirilmemesi durumunda ise, yetkili icra mahkemelerince hak zorla icra edilmeye çalışılmaktadır. Söz konusu yargı mercileri arasına icra ve iflas organları da dâhildir. Bu hukuk; 9/6/1932 tarihli ve 2128 sayılı İcra ve İflas Kanunu’ndaki hükümlere tabidir. Bu kanunda; alacak-borçlu arasındaki ilişkiler, icra mahkeme ve dairelerinin sorumlulukları gibi konular işlenmiştir. Aynı zamanda şirketler hukuku özelinde şirket ortaklarından biri ile alacaklı arasındaki ilişkileri de düzenleyen konulara yer verilmiştir.

İcra ve iflas hukuku kapsamında icra mahkemelerinin kurulmasının önemi, icra organları tarafından yürütülen cebri icra yetkilerinin hem hukuka hem de kanuna uygun olmasını sağlamak ve denetlemektir. Dolayısıyla icra ve iflas hukuku çerçevesinde kurulan icra mahkemelerinin sorumluluğu, icra dairesinin işlemlerini incelemek, şikâyet ve itirazlara bağlı yaşanan uyuşmazlıkları çözümlemektir. İcra ve İflas Kanunu’nda, hukuk düzenini korumak amacıyla görevli kurumlardan bahsedilmekle birlikte haciz işlemleri, icra takibi, icra-iflas suçları detaylandırılmaktadır. Bu hukuk, alacak-borçlu ilişkisine göre; ödemeyi zamanında yapmayan borçludan alacağın tahsil edilmesini sağlamak için kamu otoritesini kullanmayı zorunlu kılar. Dolayısıyla alacaklı, yargı mercilerine başvurmak zorundadır, yani cebri icra yoluyla hakkını yalnızca yasalar vasıtasıyla arayabilmektedir.

İcra ve İflas Hukuku Davalarının Konusu ve Kapsamı

Borçlu ile alacak ilişkisinde özel hukuktan doğan sorumluluklar, borçlunun ödemeyi tam zamanında ifa etmemesine ve alacaklının başvurusu üzerine icra dairelerinin haciz işlemi uygulamaya kadar geçen süreçlerin tamamı, icra ve iflas hukuku çerçevesinde incelenir. Bu hukuka ilişkin hükümler, İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kanunda; borcun tahsili, ödenmesi, ödeme yükümlülükleri, alacaklı ve borçlu sorumlulukları, üçüncü taraf sorumlulukları, borçlunun şirket ortaklarından birisi olması durumunda bu sürecin nasıl işleneceği, haciz işlemleri gibi konular düzenlenmekte, icra ve iflas hukukundaki görevli kişilerin sorumluluklarından bahsedilmektedir. Bu hukuk kapsamında hakkın alacağı için dava açılabilmesi, belirli durum ve haklar çerçevesinde yerine getirilmektedir. Burada ise özellikle; icra takibi, haciz işlemleri, iflas takibi gibi işlemler, yetkili merciiler tarafından sağlanmakla birlikte alacaklı doğrudan dava açabilme yetkisine sahiptir. Diğer yandan bu davalar hem açılması muhtemel bir icra takibine yönelik hem de devam eden davalara ilişkin açılmaktadır. Bu davalara ilişkin bazı örnekler şöyle sıralanabilir:

  • Menfi tespit davaları,

  • Alacaklı-borçlu ilişkisinde itirazın kaldırılması ya da iptal edilmesi davaları,

  • Tahliye davaları,

  • Alacaklının zarara uğratılması maksadıyla malların üçüncü kişiye aktarılmasına ve hakkın karşılanamamasına ilişkin davalar,

  • Borçlunun şirket ortaklarından birisi olması durumunda şirketin malvarlığını ya da pay ile pay senetlerini saklamasına yönelik açılabilecek davalar,

  • Gerçeğe aykırı beyanda bulunulması durumunda açılabilecek davalar,

  • İflas davaları ile iflasın ertelenmesine ilişkin davalar,

  • Kiracıların kira ödemesini zamanında yapmaması ya da sözleşme koşullarına aykırı davranması kapsamında açılan davalar,

  • Haciz işlemlerinin gerçekleştirilmesini önleyen şikâyetlere yönelik açılan davalar,

  • İpotek ve rehin davaları.

Dolayısıyla icra ve iflas hukuku, dava konusu ile kapsamı geniş olan dava süreçlerinden biri olup yönetilmesini gerektirir. Bu bağlamda 2128 sayılı Kanun kapsamındaki gerekli bilgi birikimi ve uygulama süreçlerine sahip olan Kule Hukuk Bürosu avukatı Behzat Küle’den danışmanlık alabilir, icra ve iflas hukuku dava süreçlerinizi yönetebilirsiniz.

İcra ve İflas Hukuku Kapsamında Sunduğumuz Avukatlık Hizmetleri

İcra ve iflas hukuku çerçevesinde açılan davalar, alacakların tahsilini gerçekleştirmek, icra takibini yapmak, haciz işlemlerini takip etmek, devir işlemleri ya da üçüncü kişileri dâhil eden sorunların oluşmasını önlemek gibi birçok konudan oluşmaktadır. Dolayısıyla haksız işlemlerin meydana gelmesini önlemek amacıyla birçok aşamada dikkat edilmesi gereken hukuk konusu ve davaları içermektedir. Bu nedenle özellikle de alacaklının mal ve hakkının verilmesi açısından danışmanlık alınması önemlidir. Kule Hukuk Bürosu’nu ziyaret ederek bu hukuk kapsamında danışmanlık alabileceğiniz konulardan bazıları ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Alacakların tahsili amacıyla çek ve senede bağlı icra takibinin yapılması,

  • Cari hesap ve fatura işlemlerine yönelik icra takiplerinin yapılması,

  • Bankaların finans ve kredi işlemleri ile sözleşmelerinden doğan hakların yerine getirilmemesine yönelik icra takibinin başlatılması,

  • Kiracıların haksız işlem ve uygulamalara bağlı olarak kendilerine dava açılması ve bu dava işlemlerine itiraz etmek için davaların açılması,

  • Anonim şirket borçlusunun malvarlığının üçüncü kişilere aktarılması ve alacağın tahsil edilmesini ya da haciz işlemlerinin uygulanmasını zorlaştıran işlemlere yönelik davaların açılması,

  • İcra takibinin yapılması ve böylece açılabilecek cezai davalara itiraz davalarının açılması.