NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU (TCK M. 158) VE KENDİSİNİ POLİS, HAKİM, SAVCI OLARAK TANITANLARA UYGULANAN YAPTIRIM

You are currently viewing NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU (TCK M. 158) VE KENDİSİNİ POLİS, HAKİM, SAVCI OLARAK TANITANLARA UYGULANAN YAPTIRIM

Dolandırıcılık, malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında hukuksal düzenlemelerde yer alan ve farklı şekillerde işlenmesine göre ağır yaptırım niteliği taşıyan suçlardır. Bu suç şeklinin en belirgin özelliği, hileli hareketlerle işlenmesidir. Dolandırıcılık suçlarında hileli hareket ve bu suç kategorilerinden biri olan nitelikli dolandırıcılık, Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinde düzenlenmiştir. Bu dolandırıcılığın her geçen gün artması, iletişim cihazlarının kullanımının küresel bir boyut taşımasıyla da bağlantılıdır. Hileli davranışlarla insanların din, inanç, duygularının istismar edilebildiği ya da kişinin bulunduğu tehlikeler veya ulusal yönde yaşanan riskli gelişmelerden (darbe, terör olayları) yararlanılarak suçun kolay şekilde işlenebildiği görülmektedir. 

Dolandırıcılar, nitelikli suç kapsamında kendilerini polis, savcı, hakim, asker gibi unvanlarla tanıtmakta ve aradığı kişiyi hileli davranışlarla kandırmaktadır. Dolandırıcıların özellikle de kişi hakkında elde ettikleri bazı bilgilerle, adına hat açıldığı, terör örgütleri tarafından hattın kullanıldığı, adına kredi kartı başvurusunun yapıldığı, borçlarının olduğu, ödeme için kredi kartı ile şifre bilgilerinin istendiği görülebilmektedir. Aradıkları kişilerin ani karar almasına neden olabilecek ifadeler, dolandırıcıların en önemli stratejisidir. Bu durumun kitle iletişim araçlarıyla birlikte işlendiği göz önüne alındığında, zarara uğratılan insan sayısının çok fazla olabileceği ve gün geçtikçe artabileceği tahmin edilebilir. 

Nitelikli Dolandırıcılık Suçu

Dolandırıcılık, aldatma maksadıyla yapılan kasıtlı eylemleri ifade etmektedir. Kişinin inanç ve duygularını istismar etme, güvenini kötüye kullanma, kendisini savcı, polis, hakim, asker olarak tanıtmayla bağlantılı suç şekli ise nitelikli dolandırıcılıktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun aldığı kararlarda genel olarak bu suç tipinin ortaya çıkma nedenleri arasında, “karmaşık ve ayrıca küresel ilişkilerin etkisi niteliğinde” olmasıdır. Bununla birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu, bilişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ve iletişimin kolaylaşmasına bağlı olarak her geçen gün artış gösterebilecek suçlar niteliğine sahiptir. 

Ceza hukuku dâhilinde nitelikli dolandırıcılık suçu, mağdurun veya başkasının malvarlığına yönelik bir zarar eylemini ifade etmektedir. Kişiyi aldatmaya yönelik yapılan hileli hareket, gizli bir şekilde ve mağdurun rızası olmaksızın gerçekleştirilir. Nitelikli dolandırıcılık suçu yalnızca mağdurun rızası olmaksızın yapılan bir işlem değildir, mağdurun güveninin kötüye kullanılarak yapıldığı bir hiledir. Failin polis, savcı, hakim olarak kendini tanıtması, kişileri kandıracak mahiyetteki davranışlardır, mağdurdan menfaatin sağlanması temellidir. Böylece başka birinin zihninde oluşturacağı hatadan yararlanma eğilimi vardır. 

Nitelikli dolandırıcılık suçunda kendisini bir kamu görevlisi olarak tanıtan fail, mağdurlara terör örgütleri ile ilgilerinin olduğunu ifade eden gerçek dışı iddia ortaya koyabilmekte veya kredi borcu, adına açılan hat gibi ifadelerle hileli davranışta bulunabilmektedir. Mağdurların bu tür durumlarda kurtarılmasını sağlayacak menfaatlerde bulunmaları ve bu şekilde banka hesaplarını isteme, para veya altın vermelerini talep etme, banka aracılığıyla para transferini yapmasını isteme gibi durumlara denk düşülmektedir. Nitelikli dolandırıcılık suçunun bu tür bir uygulamayla karşımıza çıkmasının temel nedenlerinden biri iletişim kanalıdır. Ancak bu durum 2016 yılıyla birlikte artış göstermiş ve bunun bir sonucu olarak 24/11/2016 tarihinde Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine, “(l) kendisini kamu görevlisi ya da banka, sigorta veya kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması ya da bu kurum veya kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi sureti” eklenmiştir. Böyle bir durum yaşanan ulusal düzeyde gelişme ve sorunların suçlar açısından yeni dolandırıcılık türlerine neden olabileceğini göstermiştir. Bu nedenle örgüt halinde işlenebildiği ve yine yasal yaptırımların artırıldığı da bilinmektedir. 

Nitelikli Dolandırıcılık Suç ve Cezası: Türk Ceza Kanunu m. 158’e Göre Yaptırımlar

Nitelikli dolandırıcılık suçu, failin hileli hareketlerle iletişim kurduğu kişi üzerinde güven oluşturması ve mağduru ikna ederek suçu işlemesidir. Birtakım gelişmeleri ya da unsurları kullanan veya insanların duygularından yararlanmaya çalışan fail, bu suç için daha çok iletişim araçlarını tercih etmektedir. Nitelikli dolandırıcılık suçu, TCK m. 158’de “on iki ayrı suç” kategorisinde düzenlenmiştir:

a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi,

b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum ya da zor şartlardan yararlanılmak istenmesi,

c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak istenmesi,

d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması,

e) Kamu kurum ve kuruluş zararına bağlı olarak zarar verilmesi,

f) Bilişim sistemlerinin, banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanılması,

g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılması,

h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyet sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatif faaliyetleri kapsamında kullanılması,

i) Serbest meslek sahipleri kişiler tarafından, mesleklerinden kaynaklı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması, 

j) Banka ya da diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadı,

k) Sigorta bedeli alma maksadı,

l) Kendisini kamu görevlisi ya da banka, sigorta veya kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması ya da bu kurum veya kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi sureti. 

Maddelerde sıralanan amaçlarla suçun işlenmesi durumunda fail TCK m. 158/1’e göre, “üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.” Ancak bu “(e), (f), (j), (k), (l)” bentlerindeki suçlardan herhangi birinin işlenmesi durumunda “hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz,” şeklinde yaptırım düzenlenmiştir. Dolayısıyla kamu kurum ve kuruluş zararı; bilişim sistemlerinin, banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanılma zararı; banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını gerçekleştirme zararı; sigorta bedelini almak amacını taşıyan zarar; kendisini kamu görevlisi ya da banka, sigorta veya kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması ya da bu kurum veya kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi zararı halinde cezai yaptırımlar artırılmıştır. 

Dolandırıcının kamu görevlisiyle ilişkisinin olduğunu belirtmesi veya başkasından menfaat temin edecek vaatlerde bulunması gibi durumlarda da cezai yaptırım artırılmakta ve TCK m. 158/2’de, “kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır” şeklinde belirtilmiştir. Ayrıca bu suçun, hileli davranışlarla dolandırıcılık suçlarından TCK m. 157 ile birlikte olması halinde cezai yaptırım, “üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.TCK m. 157 hükmünde dolandırıcılık suçu kapsamı, “hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilir” şeklinde düzenlenmiştir. Aldatma, başkasına zarar verme, kamu çalışanlarının adını kullanma, çalışanlarla ilişkili menfaat ya da vaatlerde bulunma hali nitelikli dolandırıcılık suçunun yaptırımlarını da artırmaktadır. 

Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Zamanaşımı

Nitelikli dolandırıcılık suçunun yargılaması ağır ceza mahkemelerinde yapılmaktadır ve suç için olağan zamanaşımı süresi 15 yıldır. Ancak bu suç, şikâyete bağlı bir suç kategorisinde olmadığından şikâyet için bir süre yoktur. Fakat suçun ve failin öğrenildiği tarihten itibaren ilgili kurumlara şikâyette bulunulmalıdır. Dolayısıyla şikâyet ve dava zamanaşım süreleri de birbirlerinden farklıdır. 

Nitelikli dolandırıcılık suçunda ceza zamanaşım süresi ise 20 yıldır. Bu sürenin bitiminden sonra cezanın infaz durumu söz konusu olamaz. Diğer yandan şikâyetten vazgeçilmesi gibi bir durum olsa da dava devam edecektir. Şikâyete tabi bir suç olmadığı için şikâyetin geri alınmasına bağlı olarak dava sürecinde bir değişim olmamaktadır. 

Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Etkin Pişmanlık

Nitelikli dolandırıcılık suçunda failin işlediği suçtan pişmanlık duyması, mağdurun zararını karşılama ya da azaltması gibi haller etkin pişmanlığın konusunu oluşturmaktadır. Etkin pişmanlık durumunda failin cezasında indirim yapılabilmekte ya da cezası tamamen kaldırılabilmektedir. Cezai indirim ise dava öncesi ve sonrasına göre farklılaşmaktadır. Dava öncesinde fail, mağdur kişinin zararını en az düzeye indirdiği takdirde 2/3 oranında indirim alabilmekte; dava açıldıktan sonra ise bu zararın karşılanabilmesi durumunda 1/3 oranında indirim alabilmektedir.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Şikâyet

Suçun, bir suç kategorisinde ele alınması ve cezai yaptırımların uygulanabilmesi, hukuksal yönüyle şikâyetin yapılmasını gerektirmektedir ve dolandırıcılık suçlarının çoğu da bunlar arasında yer almaktadır. Dolayısıyla bu suçlar işlenmiş olsa bile şikâyet zorunlu kabul edilir. Ancak nitelikli dolandırıcılık suçu, kapsamı ve önemi gereği şikâyete tabi olmayan suçlar olup mağdur kişinin faili şikâyet etmesine bağlı olmaksızın dava açılmaktadır. Genel olarak bu tür dolandırıcılıkların örgüt dâhilinde yapılması, suçun büyümesi ve diğer insanların da dolandırılmasını önleme temelli alınan hızlı kararlardır. 

Kişilerin bu durumlara maruz kalması halinde o süreçte nasıl hareket edecekleri ve şikâyet hakkında detaylı bilgiler için ne yapabileceklerini bilememeleri normaldir. Dolayısıyla bir avukatlık hizmetine ihtiyaç duymaları kaçınılmaz hale gelir. Suç, ceza ve şikâyet sürecinin yönetilebilmesi, hızlı bir şekilde karar alınabilmesi gibi durumlarda destek için Kule Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilir, ziyaret edebilir, şikâyet/dava sürecinizi güvenceye alabilirsiniz. Dolandırıcılık niteliğine bağlı olarak ne tür bir işlemin uygulanacağı, suçun durumuna göre failin cezai yaptırımlarının takibi, gerekli hallerde yaptırımın artırılması gibi konular önemli birer detaylardır.