ZORUNLU DEPREM SİGORTASI (DASK) KAPSAMI, HUKUKİ NİTELİĞİ VE SUNDUĞU HAKLAR

You are currently viewing ZORUNLU DEPREM SİGORTASI (DASK) KAPSAMI, HUKUKİ NİTELİĞİ VE SUNDUĞU HAKLAR

Bir doğa olayı sonucu yaşanan depremin zararlarını azaltmak için yapılan sigortaya deprem sigortası denir. 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu’nda belirtilen durumlarda ve bu kanunun kapsamına giren binalarda, zorunlu deprem sigortası yaptırılabilir. Bu sigorta, Doğal Afetler Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından yönetilmektedir. Deprem sonucunda hasar tespitinin yapılması ve taşınmaz sahibinin gördüğü zararın giderilmesi, bu sigorta dâhilindedir. Diğer yandan sigorta kapsamı, yalnızca mal sahiplerince istenmemektedir ve bina üzerine kredi veren kurumlarca da istenebilmektedir. Bu durum deprem riskinin olduğu bölgelerde özellikle binanın değerini korumada ya da görülebilecek zararı karşılamada etkili bir araçtır. Ayrıca deprem felaketi, dolaylı ya da doğrudan milyonlarca kişiyi etkilemektedir. Bu nedenle deprem sigortası zorunlu kılınmakta ve hukuki durumu ile yapısı gibi özellikler, deprem sigortasını diğer sigorta türlerinden ayırmaktadır. 

Zorunlu Deprem Sigortası Kapsamı ve Temel Özellikleri Nelerdir? 

Türkiye, aktif bir deprem kuşağında yer almaktadır ve ülkenin hemen her bölgesinde her an bir deprem yaşanabilmektedir. Depremlerin hem cana hem de mala büyük zarar vermesinin sonucu olarak Afet Sigortaları Kanunu’nda da ifade edildiği üzere, yaşanması halinde yıkıcı etkileri olmaktadır. Ayrıca kanunun 1. maddesinde amaç ve kapsam şöyle açıklanmıştır: “Bu Kanunun amacı, binalarda deprem sonucu meydana gelebilecek maddi zararların karşılanmasını teminen yaptırılacak zorunlu deprem sigortası ile sigorta şirketlerince teminat verilemeyen veya teminat verilmesinde güçlükler bulunan çeşitli afetler ve riskler sonucu meydana gelebilecek maddi ve bedeni zararların karşılanabilmesini teminen sunulacak sigorta ve reasürans teminatlarına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.” Buna göre zorunlu deprem sigortası, zararın karşılanmasını hedef alan sigortadır. 

Kanun dâhilinde zorunlu deprem sigortasının temel özellikleri, zorunlu sigorta olmasına, teminata, prime ve devlet güvencesinde olmasına yöneliktir. DASK, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu aracılığıyla düzenlenmektedir. Ancak sigorta şirketinin iflası gibi durumlarda da devlet ödemelere güvence vermekte ve ödemeler, devlet tarafından yapılmaktadır. Dolayısıyla DASK, deprem riskine yönelik maddi güvence imkânı sunmakta ve bunu devlet güvencesi garantisi altında saklamaktadır.

Zorunlu Deprem Sigortası Nasıl Yaptırılır ve Gereken Bilgiler Nelerdir?

Zorunlu deprem sigortası, sigorta şirketleri, acenteler ve bankalar aracılığıyla sigorta poliçesinin düzenlenmesini ve bu DASK’ın işbirliği içerisinde yönetilmesini kapsamaktadır. Afet Sigortaları Kanunu m. 10/3’de, “Birinci fıkrada (m. 10/1) belirtilen binalar ve bağımsız bölümler için malikler veya intifa hakkı sahipleri tarafından zorunlu deprem sigortası yaptırılır ve bu sigorta her yıl yenilenir.” hükmü açıklanmıştır. Diğer yandan Afet Sigortaları Kanunu m. 10/4’de, “Kurum, ilgili mevzuata ve projeye aykırı olarak inşa edilen binaları sigortalamama hakkına sahiptir. Kurum, taşıyıcı sistemi olumsuz yönde etkileyecek şekilde tadil edildiği veya zayıflatıldığı tespit edilen binaları sigortalamaz. Bu tespitin yapıldığı binaların listesi Kurum tarafından ilgili idareye gönderilir.” maddesinde binaların sigortalanmasına yönelik nitelikler açıklanmıştır. 

Zorunlu deprem sigortası, taşınmaz sahibinin beyanı doğrultusunda gerçekleştirilir. Buna göre taşınmazın brüt yüzölçümü, tipi, hasar durumu gibi nitelikler hakkında doğru bilgilerin verilmesi gerekmektedir. Tazminat bedelinin hesaplanabilmesi için bu bilgilerin Kurumlarca da incelenerek karar verilmesi, doğruluğu tespit edilmektedir. Bu durum Afet Sigortaları Kanunu m. 11/1’de, “Zorunlu deprem sigortasını yaptırmakla yükümlü olanlar, 10 uncu madde hükümleri çerçevesinde Kurum tarafından tespit edilir. Mahallî idareler dâhil kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler, sigorta yükümlülerinin saptanmasına ve izlenmesine yönelik olarak Kurum tarafından kendilerinden istenecek bilgileri belirli aralıklarla ve düzenli olarak vermek zorundadır. Bu konudaki bilgi paylaşımı, gerektiği hâlde, elektronik ortamda yapılabilir.” şeklinde açıklanmıştır. Dolayısıyla bilgilerin belirli aralıklarla düzenli bir şekilde verilmesi talep edilmektedir. Yine ilgili maddenin devamında (m. 11/5), “Kurum, sigortanın yapılması ve düzenli olarak yenilenmesi için zorunlu deprem sigortasının kapsamına giren bina ve sitelerin yönetimleri ile kontrol uygulamaları geliştirebilir.” hükmü getirilmiştir. Dolayısıyla bina hakkındaki genel bilgilerin doğruluğu, bu bilgilerin kontrol edilmesi sırasında önemlidir. 

Zorunlu Deprem Sigortası Kapsamına Giren Binalar Nelerdir?

Zorunlu deprem sigortasının yapılması ve taşınmazın genel özelliklerinin belirlenmesi, bir deprem sigortası dâhilinde olup olamayacağının belirlenmesine dayanmaktadır. Kurumlarca bu durum değerlendirilmekte, ancak bina sahibi tarafından başvuru işlemleri yapılmaktadır. Afet Sigortaları Kanunu’nun üçüncü bölümünde, “kapsam ve sigorta yapma zorunluluğu” başlığı altında, tanımlanan şu binalar güvence altına alınmaktadır:

a) 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler (m. 10/1),

b) Tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tâbi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar, bu binaların içinde yer alan ve ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler (m. 10/1),

c) Doğal afetler nedeniyle devlet tarafından yaptırılan veya sağlanan kredi ile yapılan meskenler (m. 10/1),

d) 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununa tâbi olan veya kamu hizmet binası olarak kullanılan binalar ve bağımsız bölümler (m. 10/2),

e) Köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca köy yerleşik alanları ve civarında ve mezralarda yapılan binalar (m. 10/2),

f) 634 sayılı Kanun kapsamında olsalar dahi tamamı ikamet dışı amaçlarla kullanılan binalar (m. 10/2).

Zorunlu deprem sigortası kapsamı, depremin meydana getirdiği zararlar ile deprem sonrası yaşanabilecek yangın, tsunami, yer kayması gibi hallerde sigortalının binasının görebileceği zararları önlemeyi de amaçlamaktadır. Zorunlu deprem poliçesi ile teminat altına alınan asıl konular arasında binada yaşanabilecek hasarlar da dikkate alınmaktadır. Afet Sigortaları Kanunu’na göre bağımsız bölümleri birbirinden ayıran bahçe duvarları, merdivenler, çatılar, asansörler gibi yerleri de kapsayan teminatlar sigorta kapsamında verilmektedir.

Zorunlu Deprem Sigortasında Poliçe Teminatı Dışında Kalan Hususlar Nelerdir?

Deprem sigortası teminatının verilmesi ve bunun karşılanması, tamamıyla sigortacının idaresine bırakılan haller değildir. Örneğin farklı tarifelerle poliçelerde belirlenen hususlara da yer verilmektedir. Bu tarifelerde 7 risk grubu ile 2 yapı tarzı olmak üzere 14 fiyat tarifesi sunulmaktadır. Zorunlu deprem sigortası özelliğinde olması, bu tarifelerde fiyat ve güvence sağlanmasındaki tercihleri ilgilendirmektedir. Yine bununla birlikte DASK’ta bazı durumlar, teminat dışında değerlendirilmektedir: 

a) Her türlü taşınır mal, eşya ve benzerleri,

b) Bedensel hasarlar ve ölüm de dâhil olmak üzere zararlar,

c) Manevi tazminat talepleri, 

d) Mali sorumluluklar,

e) Kâr kaybı, işyeri masrafları ve iş durması gibi dolaylı zararlar,

f) Enkaz kaldırma masrafı, alternatif ikametgâh ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar,

g) Deprem sonrasında tsunami, yangın, yer kayması ve infilak durumlarının dışında kalan diğer zararlar,

h) Depremden kaynaklanmayan ve binanın zamanla yıpranmasından kaynaklanan kusura bağlı meydana gelen hasarlar. 

Zorunlu Deprem Sigortası ile İhtiyari Deprem Sigortası Arasındaki Fark Nedir?

Zorunlu deprem sigortası, Doğal Afetler Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından sağlanarak yönetilmektedir. Deprem sonrasında meydana gelen zararın giderilmesi amaçlanmaktadır. Bu nedenle deprem sigortası, doğal afetin doğrudan neden olduğu maddi zararlar ile deprem sonrasında yaşanabilecek yangın, infilak, tsunami ve yer kayması zararlarını güvence altına almak amacıyla uygulanmaktadır. Bu özellikleri dolayısıyla da ihtiyari deprem sigortasından farklıdır. 

İhtiyari deprem sigortası, bina sahibinin isteği doğrultusunda, zorunlu deprem sigortasının teminatı dışında kalan yerler için bir sigorta şirketi aracılığıyla yapılabilecek sigortadır. Köy gibi yerleşim alanlarında, yani zorunlu deprem sigortasının yapılamadığı yerlerde, ihtiyari deprem sigortası yaptırılarak deprem ve sonrasında meydana gelebilecek afetler nedeniyle oluşabilecek zararlar güvence altına alınmaktadır. Bu sigorta türü, devlet tarafından zorunlu tutulmamaktadır. Tapu kaydı bulunmayan arazi ve arsa üzerine inşa edilmiş yapılar, köy yerleşim alanlarına inşa edilen yapılar, kamu kurum ile kuruluşlarına ait yapılar gibi alanlar bu sigorta kapsamına dâhil edilmektedir. 

Deprem Sigortasında Sigortalının, Sigortacının Sorumlulukları ve Hasar Durumunda Yapılması Gerekenler Nelerdir?

Deprem sigortasının kapsamı, sigortalıya ve hem hasar öncesinde hem de hasar sonrasında sigortacıya önemli sorumluluk yüklemektedir. Afet Sigortaları Kanunu m. 12/1’de, “Malik veya intifa hakkı sahibi, binanın ve her bir bağımsız bölümün projeye aykırı olarak ve taşıyıcı sistemi olumsuz yönde etkileyecek şekilde tadil edilmesine veya zayıflatılmasına karşı gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca kanunun m. 12/2’sinde de şu açıklamaya yer verilmiştir: “Malik veya intifa hakkı sahibi, hasarın projeye aykırı olarak ve taşıyıcı sistemi olumsuz yönde etkileyecek tadilat nedeniyle ortaya çıktığının tespit edilmesi durumunda, sigortadan tazminat alma hakkını kaybeder.” Binanın sahibi böyle bir durumda sonradan bina içerisinde, binanın fiziki yapısını olumsuz yönde etkileyecek kolon kesilmesi, merdiven ya da asansör düzenlemesi gibi durumlarda sorumlu tutulmakta ve sigorta tazminatı alma hakkını kaybedebilmektedir. 

Deprem sigortası, deprem kaynaklı hasarları kapsamaktadır, deprem veya sonrasında yangın gibi yaşanabilecek olumsuz durumlarda poliçe sahibine ödeme yapmayı kabul etmektedir. Hasarla birlikte sigortalı, depremin sebep olduğu zararların tespit edilmesi amacıyla sigorta şirketine bildirimde bulunmak zorundadır. Bu şekilde sigorta şirketi, depremin neden olduğu hasarları tespit etme ve hasarı değerlendirme işlemlerine başlamaktadır. Hasarın yaşanması sonrasında sigortalının, yani bina sahibinin en geç on beş gün içerisinde DASK veya sigorta şirketine bildirmesi gerekmektedir. Zararı azaltmaya yönelik girişim, sigorta şirketinin hızlı bir şekilde işlem yapmasını gerektirdiğinden bu sürece uyulması zorunludur. Ayrıca sigorta ettiren, kendinden istenilen belgeleri hazırlamalı ve uğramış olduğu hasarı da açıklayarak sigorta şirketine vermelidir. Burada poliçe bilgileri, iletişim bilgileri, hasarın ne zaman ve nasıl yaşandığı gibi detaylar açıklanmalıdır. Tüm bu işlemlerin yapılması sırasında alanında uzman avukatlardan destek alınması, hızlı ve sorunsuz bir şekilde işlemlerin tamamlanması kapsamında önemlidir. 

Hasar bildirimi sonrasında sigorta şirketi, hasar tespit çalışmalarına başlamaktadır. Uzman ekipler tarafından yapılan çalışmalarla hasar gören bina ve eşyaların durumları incelenmekte ve zararın miktarı belirlenmektedir. Burada DASK poliçesinde belirtilen teminata göre hasar değerlendirmesi yapılmaktadır. Hasar tespiti sonrasında ödeme süreci, poliçede belirtilenlere uygun görülen tutarın sigorta sahibine ödenmesi işlemiyle sonlanmaktadır. Hasarın çeşidi, miktarı ve poliçe şartlarına uygun işlemlerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ya da buna yönelik uyuşmazlıklarda açılabilecek tazminat davalarında, alanında deneyimli avukatlardan destek alınması önemlidir.