MİRAS SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ, TÜRLERİ VE ORTADAN KALDIRILMASI

You are currently viewing MİRAS SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ, TÜRLERİ VE ORTADAN KALDIRILMASI

Miras sözleşmesi, iki taraflı bir hukuki işlem niteliğinde olan, mirasbırakanın ya mirasçısı ya da üçüncü bir kişiyle şekli açıdan yaptığı ölüme bağlı tasarruftur. Dolayısıyla mirasbırakanın terekesi, miras sözleşmesinin de konusunu oluşturur. Bu durum genelde mirasçılar arasında yaşanan uyuşmazlık hallerini önleme odaklı bir sözleşme niteliğindedir. Hukuki bağlayıcılığı açısından miras sözleşmesi, Türk Medeni Kanunu’nda (m. 545), “Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Sözleşmenin tarafları, arzularını resmî memura aynı zamanda bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalarlar.” şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla bu madde, sözleşmenin şekli açıdan geçerliliğini ifade etmektedir. Bunun önemi, mirasçılar arasında yaşanabilecek uyuşmazlık sonucu ya da başka nedenlere bağlı olarak sözleşmenin ortadan kaldırılmasına yönelik talepte bulunabilme hakkından kaynaklanır. 

Miras Sözleşmesi (Şekli Açıdan) Nasıl Yapılır ve Türleri Nelerdir?

Miras sözleşmesinin yapılabilmesinin hukuksal yönüyle niteliği, belirli şartların sağlanması ilkesine dayanır. Türk Medeni Kanunu’nun 502. maddesine göre “vasiyet için” bu şartlar, iki ayrı konuyla açıklanır: “Ayırt etme gücüne sahip ve onbeş yaşını doldurmuş olmak gerekir.” Kanun’un 503. maddesinde miras sözleşmesini yapabilmenin koşulları üç ayrı şekilde ifade edilir: “Ayırt etme gücüne sahip ve ergin olmak, kısıtlı bulunmamak gerekir.” Bu özelliklere sahip olan ve ölüme bağlı tasarruf sonucunda doğan miras hakkı, yukarıda açıklanan Türk Medeni Kanunu’nun 545. maddesi gereğince belirlenen özel şartları içermelidir: Dolayısıyla bu sözleşme, resmî vasiyetname şeklinde düzenlenir, sözleşmenin tarafları isteklerini resmî memura aynı zamanda bildirilir ve bunun sonucunda hazırlanan sözleşme, iki tanık önünde imzalanır. Resmî memur uygulamasından kasıt, Noter işlemleriyle bu sözleşmenin geçerli olabilmesidir. 

Miras sözleşmesi kendi içerisinde belirli şekillerde gruplandırılır. Genel olarak Türk Medeni Kanunu’na göre sözleşme türleri, olumlu miras sözleşmesi ve olumsuz miras sözleşmesi olarak açıklanmıştır. Kanun’un 527. maddesinde olumlu miras sözleşmesi, “Mirasbırakan, miras sözleşmesiyle mirasını veya belirli malını sözleşme yaptığı kimseye ya da üçüncü bir kişiye bırakma yükümlülüğü altına girebilir. Mirasbırakan, malvarlığında eskisi gibi serbestçe tasarruf edebilir; ancak, miras sözleşmesindeki yükümlülüğü ile bağdaşmayan ölüme bağlı tasarruflarına veya bağışlamalarına itiraz edilebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Kanun’un 528. maddesinde ise olumsuz miras sözleşmesi, “mirastan feragat sözleşmesi” adı altında açıklanmıştır: “Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder. Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.” Bunlarla birlikte miras sözleşmeleri tek ya da iki taraflı bir sözleşme olarak da düzenlenebilmektedir. Buna göre, sadece tek bir tarafın ölüme bağlı tasarrufuyla yapılabileceği gibi her iki tarafında da karşılıklı anlaşmasına dayanılarak da hazırlanabilir.

Miras Sözleşmesinin Ortadan Kaldırılmasının Sonuçları Nelerdir?

Miras sözleşmesinin yapılmasının yanı sıra, “şartların değişmesi, taraflar arası yaşanan uyuşmazlıklara bağlı olarak dönme yolu, mirasbırakanın tek taraflı iradesi” gibi belirli konular kapsamında sözleşme ortadan kaldırılabilir. Miras ilişkileri temelde aile içi düzen ve mülkiyet hakkının korunması/devamı gibi özelliklerinden dolayı toplum içerisinde önemi fazla olan bir konudur. Dolayısıyla sözleşmenin yapılması sırasında ya da yapılmadan önce yaşanan gelişmelere bağlı olarak dikkate alınmaktadır. Örneğin Türk Medeni Kanunu’nun 504. maddesinde belirtilen irade sakatlığı konusuna yönelik sözleşmelerde bu durum geçerli olmaktadır: “Mirasbırakanın yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında yaptığı ölüme bağlı tasarruf geçersizdir. Ancak, mirasbırakan yanıldığını veya aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde tasarruftan dönmediği takdirde tasarruf geçerli sayılır. Ölüme bağlı tasarrufta kişinin veya şeyin belirtilmesinde açık yanılma hâlinde mirasbırakanın gerçek arzusu kesin olarak tespit edilebilirse, tasarruf bu arzuya göre düzeltilir.” Bununla birlikte Türk Medeni Kanunu kapsamında miras sözleşmesinin ortadan kaldırılması, şu konular özelinde düzenlenmiştir:

a) Sağlararasında (m. 546 ve m. 547)

b) Mirasbırakandan önce ölme (m. 548)

Sağlararasında sözleşmenin ortadan kaldırılması m. 546’da sözleşme ya da vasiyetnameyle bunun gerçekleştirilebileceğine yönelik açıklanmıştır: “Miras sözleşmesi, tarafların yazılı anlaşmasıyla her zaman ortadan kaldırılabilir. Miras sözleşmesiyle mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişinin, mirasbırakana karşı miras sözleşmesinin yapılmasından sonra mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturan davranışta bulunduğu ortaya çıkarsa; mirasbırakan, miras sözleşmesini tek taraflı olarak ortadan kaldırabilir. Tek taraflı ortadan kaldırma, vasiyetnameler için kanunda öngörülen şekillerden biriyle yapılır.” Aynı şekilde m. 547’de ise sözleşmeden dönme yoluyla bunun yapılabileceği düzenlenmiştir: “Miras sözleşmesi gereğince sağlararası edimleri isteme hakkı bulunan taraf, bu edimlerin sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmemesi veya güvenceye bağlanmaması hâlinde borçlar hukuku kuralları uyarınca sözleşmeden dönebilir.

Mirasbırakandan önce ölme konusuna yönelik düzenleme m. 548’de, “Mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişi mirasbırakanın ölümünde sağ değilse, miras sözleşmesi kendiliğinden ortadan kalkar. Mirasbırakandan önce ölen kişinin mirasçıları, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ölüme bağlı tasarrufta bulunandan, miras sözleşmesi uyarınca elde ettiği ölüm tarihindeki zenginleşmeyi geri isteyebilirler.” olarak düzenlenmiştir. Buna göre miras sözleşmesinin ortadan kaldırılması konusunda, Türk Medeni Kanunu’nun 504. maddesinde açıklanan konu da bu yönde dikkate alınmalıdır. Taraflar arasında anlaşmanın sağlanabilmesi koşulunun da aynı şekilde yerine getirilmesi ve baskı altında kalmadan bu  işlemlerin yapılması önem arz etmektedir.