TÜRK MEDENİ KANUNU’NA GÖRE MİRAS PAYLAŞIMI VE MİRASTAN YOKSUN BIRAKILMA DURUMLARI

You are currently viewing TÜRK MEDENİ KANUNU’NA GÖRE MİRAS PAYLAŞIMI VE MİRASTAN YOKSUN BIRAKILMA DURUMLARI

Mirasta mal paylaşımı ve yoksunluk halleri, Türk Medeni Kanunu’nca düzenlenmiştir. Bu doğrultuda mirasta mal paylaşımının yapılacağı kişiler, zümreler halinde gruplandırılmakta ve miras hakları, kan bağı önceliğine göre belirlenmektedir. İlk zümreden başlanarak miras paylaşımının yapılmasının yanı sıra mirastan yoksun kalma halleri de mevcuttur. Bunlar ise; mirastan feragat, mirastan çıkarılma ve mirasın reddi halleridir. Mirasçılık, yasalar dâhilinde belirlenen yasal mirasçılık veya iradi mirasçılık olarak iki ayrı kategoride incelenir. Miras bırakan, kendi iradesiyle bunu ölmeden önce belirlemişse eğer iradi mirasçılık söz konusudur. Dolayısıyla vefat eden, ölmeden önce kendisine vasiyetnameyle mirasçı atayabilir. Ayrıca vefat edenin mirasçısı veya iradi mirasçısı bulunmuyorsa Türk Medeni Kanunu’nun 501. maddesi gereğince vefat edenin malvarlığı, Devlet’e geçmektedir. 

Mirasta Mal Paylaşımı Kimlere ve Nasıl Yapılır?

Türk Medeni Kanunu’nda miras, kan hısımları arasında gerçekleştiriliyorsa zümre sistemine göre yapılır. Zümrenin başı ve her altsoyu, miras hakkı için hesaba katılır. Zümrenin başında yer alan kişi yaşıyorsa eğer altsoylarının mirasçılık hakları söz konusu değildir. İlgili Kanun kapsamında miras paylaşımında zümreler 3 ayrı kategoride düzenlenmiştir:

1. Zümre (Miras Bırakanın Altsoyu): Bu grupta yer alanlar, miras bırakanın birinci derece yakınlarını ve onların altsoylarını kapsamaktadır. Çocuklar arasında eşit miras paylaşımı yapılır. Bu durum, ilgili Kanun’un 495. maddesinde düzenlenmiştir: “Miras bırakanın birinci derece mirasçıları, onun altsoyudur. Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar. Miras bırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.” Dolayısıyla çocuklarından birinin ölümü, miras bırakandan önce gerçekleşmiş ise kendi altsoyları miras hakkından yararlanır.

2. Zümre (Miras Bırakanın Ebeveynleri ve Altsoyları): Bu kategorideki altsoylarını, kardeşler, kardeşlerinin çocukları gibi kişiler oluşturur. Eğer miras bırakanın altsoyu bulunmuyorsa, ebeveynler mirasçıdır. Kanun’un 496. maddesinde yapılan düzenlemeye göre, mal paylaşımı anne ve babalar arasında eşit olarak yapılır. Anne ve babadan herhangi biri ölmüş ise mirasın tamamı yaşayan tarafa verilir. Ancak 1. zümrede mirasçı bulunuyorsa, 2. zümre mirastan yararlanamaz. 

3. Zümre (Miras Bırakanın Büyükannesi ve Büyükbabası ile Altsoyları): Bu kategorideki altsoylarını, dayı, teyze, hala, amca gibi kişiler oluşturmaktadır. Miras bırakanın büyükanne ve büyükbabası, altsoyları bulunmadıkları takdirde, eşit olarak mirası alırlar. Miras bırakandan önce büyükanne ve büyükbabalar ölmüş ise, bunların yerlerini her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları almaktadır. Ayrıca Kanunu’n 497. maddesinde şu düzenlemeler de yapılmıştır: “Anne veya baba tarafından olan büyükanne ve büyükbabalardan biri altsoyu bulunmaksızın miras bırakandan önce ölmüşse, ona düşen pay aynı taraftaki mirasçılara kalır. Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babaların ikisi de altsoyları bulunmaksızın miras bırakandan önce ölmüşlerse, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.” Kanun’un ilgili maddesinde, sağ kalan eş olması halinde, büyükanne ve büyükbabalardan herhangi birisinin miras bırakandan önce ölmüş olması durumunda payı kendi çocuğuna, çocuğu yoksa eğer o taraftaki büyükanne ile büyükbabasına geçer. Ayrıca büyükanne ve büyükbabaların her ikisi de ölmüşse, onların payları da diğer tarafa geçmektedir. Ancak bu gruptakilerin mirastan yararlanabilmeleri için 1. ve 2. zümreden kimse kalmamalıdır. Altsoylarının miras hakları için büyükanne ve büyükbabanın miras bırakandan önce ölmüş olmaları gerekmektedir.

Mirasta mal paylaşımı sırasında en önemli konulardan biri, miras bırakanın eşidir. Kanun’un 499. maddesinde, “Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre miras bırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur,” ifadesine yer verilmiş ve mirastaki pay oranları açıklanmıştır. Eş, her zümrede payını muhakkak alacak olan kişidir ve 1. zümreden miras alacak olanlar varsa, mirastan 1/4 oranında pay alır. Kalan paylar, kardeşler arası miras paylaşımı sırasında miras bırakanın kardeşleri arasında paylaştırılır. Sağ kalan eşin bulunmaması halinde mirasın tamamı kardeşler arasında yapılır. Eğer 1. zümreden miras alacak kimse yoksa, 2. zümre arasında miras paylaşımında, eşe mirasın 1/2’si verilir. Mirasın kalanı ise kardeşler arasında paylaştırılır. Ebeveynlerden birisinin hayatta olması durumunda ise kardeş ile ebeveynlerin payları eşit oranda, 1/4 olarak yapılır. Eğer eş yoksa, ebeveynler de hayatta değilse, mirasın hepsi kardeşler arasında paylaşılmaktadır. Babadan miras paylaşımında da yine aynı şekilde eşin hayatta olup olmadığına bakılır. Eş yaşıyorsa ve mirastan feragat etmemişse, mirasın 1/4’ü eşe verilir ve geri kalan miras, altsoylar arasında paylaştırılır. 

Mirasın paylaşımı sırasında diğer önemli bir kriter, evlatlık durumudur. Kanun’un 500. maddesinde bu yönde bir düzenleme yapılmıştır. Evlat edinilen, kan hısımı gibi mirastan yararlanabilmekle birlikte kendi ailesinden de miras alabilir. Ayrıca evlilik dışı doğmuş olan çocuklar miras haklarını hukuki olarak miras bırakanın çocukları olduklarının ispatlanması ve kabulüyle alabilmektedir. Miras hakkı olanların belirlenmesiyle birlikte miras paylaşımı; elbirliği mülkiyeti, ortaklığın giderilmesi, paylı ve taksim sözleşmesiyle yapılabilir. Ayrıca anlaşmayla miras işlemini yapabilirler aksi durumda uyuşmazlık halinde dava yoluyla miras paylaşımları gerçekleştirilir.

Mirastan Yoksunluk Durumları Nelerdir? 

Mirastan yoksunluk halleri Türk Medeni Kanunu’nda, mirastan feragat, mirastan çıkarılma ve mirasın reddi konularına yönelik düzenlenmiştir. Mirastan feragat sözleşmesi, Kanun’un 528. maddesinde, “Miras bırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder. Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.” şeklinde açıklanmıştır. Feragat sözleşmesinin belli bir kişi lehine yapılıp yapılmaması önemlidir. Buna göre, altsoyu lehine yapıldığı düşünülür, ancak bunların herhangi bir şekilde mirasçı olmamaları durumunda feragat hükümden düşer. Aynı şekilde feragat edenlerin alacaklılardan kaynaklı bunu yapmaları halinde, sorumlulukları da bulunmaktadır: “…alacaklılara karşı feragat için ölümünden önceki beş yıl içinde miras bırakandan almış oldukları karşılıktan, mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında sorumludurlar. 

Mirastan yoksunluk durumlarından bir diğeri ise, mirasçılıktan çıkarmadır. Kanun’un 510. maddesinde, “Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse, mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.” yoksun bırakılabileceği düzenlenmiştir. Diğer bir mirastan yoksun bırakılma durumu ise, mirasın reddedilmesidir. Mirasın hukuki ve mali sorumluluklarından kurtarılmak amacıyla feragat yoluyla miras hakkı sonlandırılabilir. Ayrıca miras bırakılan kişinin mirasçıdan önce ölmesi de söz konusudur. Bu durumda Kanun’un 520. maddesi gereği, bir ya da birden çok kişi yedek mirasçı olarak atanabilir. Ancak miras bırakılan varsa eğer o kişi, mirası reddettiği takdirde miras hakkı altsoylara geçmektedir. Aynı şekilde mirası reddedecek olan altsoylar da kendilerine tanınan yasal süre içerisinde mirası reddetmek zorundadır. Kanun’un 610. maddesinde, “Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.” düzenlemesi yer almaktadır. Diğer yandan Kanun’un 613. maddesinde, mirasın sağ kalan eşe geçme durumu da açıklanmıştır. Kanun’a göre altsoyun tamamı mirası reddederse, bunların payı da sağ kalan eşe geçecektir.