MEDENİ HUKUK

You are currently viewing MEDENİ HUKUK

Medeni hukuk, eski ve yeni medeni kanunu kapsamında incelenmekle birlikte 2002 yılı sonrası yeni ihtiyaçlara, çağa uygun çözümler getirmeyi amaçlayan hukuk dalı olarak görevini üstlenmiştir. Avrupa hukukunda yaşanan gelişmelere binaen hazırlanan medeni hukuk sisteminin genel amacı/uygulanması, sosyal rejime ilişkin düzenlemelerle birlikte mal rejimine ilişkin düzenlemeleri de kapsamaktadır. Dolayısıyla 17/02/1926 tarihli 743 sayılı eski Medeni Kanun’un yerine 22/11/2001 tarihinde kabul edilen ve 8/12/2001 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanan 24607 sayılı yeni Medeni Kanun; düzenlemelerin yapıldığı ve bunun birçok rejimle ilişkilendirildiği kanun hükmündedir. Sosyal hayat ve mali rejimler de bunların arasında yer almaktadır.

Medeni hukuk, özel hukukun en önemli ve geniş dalı kabul edilmektedir. Bu durum ise çoğu zaman “özel hukuk” teriminin yerine de kullanılmasına ortam hazırlamaktadır. Bu hukuk dalı gereği; kişilerin eylemlerinin ve davranışlarının tamamı, toplumsal yaşamın bir sonucu olarak hüküm ya/ya da değer olarak görülmektedir; işlem ve ilişkiler, hukuk kurallarının tamamını kapsayacak şekilde düzenlenmektedir. Dolayısıyla toplum hayatı açısından medeni hukuk, bireyin doğumundan ölüm anına kadarki ilişkilerin tamamının düzenlendiği hukuk dalıdır. Medeni hukuk alanına giren konular arasında ise şunlar yer almaktadır:

  • Bireyin hak ve fiil ehliyetleri ve bunlardan doğan koşul ve içerikleri,

  • Kişiliğine dâhil olan faktörler ve bunların korunmasını amaçlayan unsurlar,

  • Bireyin yakınları (akrabaları) ve belirli yerlerle ya da yerleşim yerleriyle olan ilişkileri,

  • Bireyin ayrı cinsle gerçekleştirdiği evlenme ve bununla birlikte hayat ortaklığını kurmasından doğan ve evlilikle birlikte hem eşlerden hem de çocuklardan doğan ilişkiler/sonuçlar,

  • Bireyler arası ilişkide hakkın kötüye kullanımının önüne geçilmesini amaçlayan ve yasaklayan uygulamalar,

  • Mali rejime bağlı kurulan ilişkiler ya da eşyaya hâkimiyet sonucunda yaşanan ilişkiler,

  • Kişilerle kurulan ilişkiler ise geniş anlamda incelendiğinde, dernekler, vakıflar, aile, miras ya da mülkiyet hukukundan doğan ilişkilerde,

  • Kişilerin eşya ya/ya da borçlar hukukundan doğan hakları, yükümlülükleri ve kapsamını düzenleyen ilişkilerde,

  • Bireyin miras hukukundan doğan hakları ya da sonuçları kapsamında da kişinin ölümünden sonra bir süre daha medeni hukukla olan ilişiğinin devamlılığı. 

Medeni Hukukun Kaynakları ve Uygulanması

Medeni hukuk kavramı genel bağlamda “şehir hukuku” şekkinde ifade edilmekte olup kişiler arasındaki özel ilişkileri konu almaktadır. Kişiler arasındaki özel ilişkileri ele alan, doğrudan ya da dolaylı ilişkileri düzenleyen ve kurallardan oluşan pozitif hukuk dalıdır. Medeni hukuk, günlük hayatımızdaki ilişkilerin kurulmasıyla başlar ve Medeni Kanun’un dürüstlük kuralına, iyi niyetine, ispat yüküne, resmi sicil ve senetlerine bağlı kalarak kurulan ilişkileri düzenler.

24607 sayılı Medeni Kanun gereği hukuki ilişkilerin kapsamı m. 1-7 arasında düzenlenmiştir. Buna göre m. 1’e göre, “Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.” şeklinde hukukun uygulanması ve kaynaklarından söz edilmiştir. Hukuki ilişkiler kapsamında öncelikle Dürüst Davranma (m. 2), “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” şeklinde düzenlenmiştir. İyiniyet (m. 3) konusu, “Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.” olarak belirtilmiştir. Hâkimin Takdir Yetkisi (m. 4) kapsamı, “Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.” şeklinde ele alınmıştır. İspat Kuralları açısından İspat Yükü (m. 6), “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde, Resmî Belgelerle İspat (m. 7), “Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, herhangi bir şekle bağlı değildir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Medeni hukukun alanı, konu ve kapsamı açısından, “Kişiler Hukuku,” “Aile Hukuku,” “Miras Hukuku,” “Eşya Hukuku,” ve “Borçlar Hukuku,” dallarıyla ilişkilidir. Genel olarak birçok hukuk dalını kapsaması, insanlar arası ilişkileri düzenlemesi gibi unsurlar, avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetlerinin alınmasını önemli göstermektedir. 24607 sayılı Medeni Kanun’u ve ilişkili diğer hukuk dallarıyla ilgili sorular için detayları, Kule Hukuk Bürosu’yla görüşebilir, hızlı bir çözüm için danışmanlık hizmeti talep edebilirsiniz.

Medeni Hukuk Kapsamında Sunduğumuz Avukatlık Hizmetleri

Medeni hukuk kapsamında görülen davalar, birçok hukuk dalıyla ilişkilidir. Bireylerin toplum halinde yaşamasına istinaden bir hüküm ya da değer içeren eylemlerin veya davranışın tümü, medeni hukukun konusunu oluşturmaktadır. Medeni hukukun kapsamı ve kaynağı birçok hukuk dalıyla bağlantılı olmakla birlikte asıl gelişmelerin 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren, Türk Borçlar Kanunu oluşturmaktadır. Dolayısıyla kişi, medeni hukuk kaynakları çerçevesinde ilişkilerini düzenlemekte, korunmaktadır. Buna göre dava süreçlerinin yönetiminde, takibinde avukatlık hizmetlerinden faydalanabilir ya da danışmanlık alabilirsiniz. Kule Hukuk Bürosu’nu ziyaret ederek medeni hukuk kapsamında alabileceğiniz avukatlık hizmetlerimizden bazıları şunlardır:

  • Kişiler hukuku kaynaklı uyuşmazlıklarda ya da davalarda,

  • Kişilik haklarına maddi ya/ya da manevi saldırıların sonlandırılması veya saldırıdan kaynaklı zararın tazmin edilmesinin sağlanması amaçlı davalar ve hem tüzel hem de gerçek kişiler adına görülebilecek davalar,

  • Dernek kuruluşlarına ait ulusal ya da uluslararası hukuki faaliyetlerinin düzenlenmesi, yönetim kurulu ya da genel kurul süreçlerinde hukuki yönetimin geliştirilmesi, ihtilafların yasal süreçle çözümlenmesi gibi davalar,

  • Aile hukuku kapsamında evlilik ya da boşanma süreciyle birlikte doğan hakların ve tazminat gibi taleplerin, velayetlerin düzenlenmesi amaçlı davalar,

  • Miras hukuku çerçevesinde açılan davaların hepsi olmakla birlikte vasiyetname düzenleme ya da iptalinin hazırlanması, ölüme bağlı tasarrufun tenkisi, mirastan feragat edilmesi davaları,

  • Mülkiyet hukuku gereği, mülkiyette haksız işgal gibi problemin sonlandırılması amaçlı açılan davalar.