COVID-19 SALGINININ ‘İŞÇİNİN KORUNMASI İLKESİ’ AÇISINDAN ETKİLERİNİN İŞ HUKUKUNA YÖNELİK İNCELENMESİ

You are currently viewing COVID-19 SALGINININ ‘İŞÇİNİN KORUNMASI İLKESİ’ AÇISINDAN ETKİLERİNİN İŞ HUKUKUNA YÖNELİK İNCELENMESİ

İnsan, bana yürüyen bir adaletsizlik gibi görünür bazı bazı: Kendimi düşünürüm. Bu anda, içimde, yazdığımda aldandığım ya da yalan söylediğim gibi bir duygu varsa, adaletsizliğimi dürüst olarak nasıl ortaya koyacağımı bilemediğim içindir.

Albert Camus (Çev. Tahsin Yücel) 

COVID-19 SALGINININ ‘İŞÇİNİN KORUNMASI İLKESİ’ AÇISINDAN ETKİLERİNİN İŞ HUKUKUNA YÖNELİK İNCELENMESİ*

ÖZET

Covid-19 salgını, dünya genelinde sosyal, ekonomik gibi sorunların meydana gelmesine ortam hazırlamış ve bu sorunlara ilişkin önlemlerin alınmasını gerektirmiştir. Önlemler kapsamında ülkeler farklı politikalar uygulamış ve bu politikalar, toplumsal yaşam üzerinde etkili olmuştur. Ayrıca geliştirilen politikalar açısından; Covid-19 kapsamında hukuki altyapının oluşturulması hedeflenmiştir. Bu amaçla Türkiye’de; işçi haklarını korumayı amaçlayan ve işverenlere farklı yükümlülük getiren 16/4/2020 tarihli 7244 sayılı Yeni Coronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun geliştirilmiştir. Bu araştırma kapsamında söz konusu yükümlülüklere bağlı olarak işçilerin çalışma şekilleri ve ücretsiz izin uygulamalarına yönelik işçi hakları incelenmiştir. Ücretsiz izin uygulamaları ve esnek çalışma modellerinden biri olan uzaktan çalışmaya yönelik uygulamalar, iş hukuku gereğince dikkate alınması gereken ve işçi haklarını korumayı amaçlayan gelişmelerdir. Bu araştırmada, söz konusu gelişmelere değinilerek Covid-19 sonuçları, etkin ve nitelikli kanun gereğince incelenmiş, iş sözleşmesi potansiyelini hedef alan uygulamaların öneminden bahsedilmiş ve işçi haklarının gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Covid-19, İş Hukuku, İşçinin Korunması, Esnek Çalışma

AN INVESTIGATION OF THE EFFECT OF THE COVID-19 OUTBREAK IN TERMS OF THE ‘PROTECTION OF THE WORKERS’ ON LABOR LAW 

ABSTRACT

The Covid-19 epidemic has created an environment for social and economic problems to occur around the world and required measures to be taken regarding these problems. Within the scope of the measures, countries have implemented different policies and these policies have had an impact on social life. Additionally, in terms of the policies developed; It is aimed to create a legal infrastructure within the scope of Covid-19. For this purpose, in Turkey; The Law on Reducing the Effects of the New Coronavirus (Covid-19) Epidemic on Economic and Social Life, numbered 31102, dated 16/4/2020, numbered 7244, and the Law on Amendments to Certain Laws, which aim to protect workers’ rights and impose different obligations on employers, have been developed. Within the scope of this research, workers’ working styles and workers’ rights regarding unpaid leave practices were examined depending on the obligations in question. Unpaid leave practices and remote working practices, one of the flexible working models, are developments that must be taken into account in accordance with labor law and aim to protect workers’ rights. In this research, the developments in question were touched upon, the results of Covid-19 were examined in accordance with the effective and qualified law, the importance of practices targeting the employment contract potential was mentioned and it was emphasized that workers’ rights should be observed.

Keywords: Covid-19, Labor Law, Worker Protection, Flexible Work

*Bu çalışma, Covid-19 salgınınına ilişkin gelişmelerin yaygın olduğu 2020 yılının Mayıs ayında hazırlanmıştır.

GİRİŞ

İş hukuku, işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisini düzenleyen hukuk dalıdır. Ayrıca devlet ile örgütler arasında da düzenlemeler yaparak, temelde işçilerin haklarını korumayı amaçlar. Bunun nedeni, işçinin korunması ilkesinin, iş hukukunun temel ilkeleri arasında yer almasından kaynaklanır. Bu kapsamda, yeni tip virüs (Covid-19) salgını, 31 Aralık 2019’da Dünya Sağlık Örgütü tarafından tanımlanmış olup, 7 Ocak 2020’de daha önceki dönemlerde tespit edilmemiş vakalarla birlikte virüsün etkisinin arttığı ifade edilmiştir. 30 Ocak tarihinde Covid-19 salgını, ‘uluslararası halk sağlığı acil durumu’ olarak bildirilmiştir. Dolayısıyla yaşanan bu gelişmeler, virüsü sadece uluslararası halk sağlığı sorunu olmakla sınırlandırmamıştır. Ayrıca ekonomik sorunlara, sosyal yaşam üzerindeki etkilere, çalışma koşullarına bağlı olarak önemli bir sorun olmuştur. Örneğin, işçi-işveren arasında yaşanan sorunlar, Covid-19 salgın döneminde birçok yönleriyle artmıştır. Bu sorunlar genel olarak çalışma şekillerinde yaşanan değişimden kaynaklı olmakla birlikte araştırmada bu konu, ‘işçinin korunması ilkesi’ yönüyle incelenecektir.

İş hukuku gereği çalışma koşullarına ilişkin değerlendirmeler, özellikle esnek çalışmaya yöneliktir. Bu yönde araştırmada, çalışma şekillerine odaklanılmakla birlikte, işçinin korunması ilişkisinden yola çıkılarak iş sözleşmesi niteliği üzerinde durulacaktır. Covid-19 salgınında bu sözleşme, işçi haklarıyla başlamakta olup esnek çalışma şekillerinde emek-ücret ilişkisi ile fazla çalışma-ücret ilişkisi, emek kavramı üzerinden açıklanmaya çalışılacaktır.

1. COVID-19 SALGINI VE İŞÇİ-İŞVEREN İLİŞKİLERİ

Korona virüsler, toplum genelinde yaygın görülen virüs çeşitleri olmakla birlikte, soğuk algınlığına benzer semptomlarla da etkisini gösterebilir. Bulaşma riskinin yaygın olması, çeşitli alt tiplerinin sonuçları ve etkileriyle ciddi hasarlara neden olmuştur. Covid-19 salgınına ilişkin alınan önlemler bu açıdan, bulaşı riskini azaltma odaklıdır (Sağlık Bakanlığı, 2020: 5). Salgının yayılımı ve bulaşma yollarına yönelik yapılan çalışmalar ise oldukça kapsamlıdır. Çünkü salgın dağılımı, hanedeki kişi sayısına, sıcaklığa, neme, hijyene göre değişmekte olup kişinin sigara kullanmasına, beslenmesine, virülans faktörlerine göre de farklılaşmaktadır (Türken ve Köse, 2020: 37). Virüsün bulaşı yollarının azaltılması ise, salgın sürecini kontrol etmedeki başarıyla orantılıdır. Bu konuda en önemli konunun mesafe ve maske kullanımı olduğu ifade edilebilir. Mesafenin korunması amacıyla uygulanan politikalar, toplumun hepsini kapsayan çalışmaları içermekle birlikte özellikle de çalışma hayatı açısından bu uygulamaların yeni birçok çalışma şekillerini beraberinde getirdiği ifade edilebilir. Bu amaçla alınan önlemler, mesafeli çalışma koşullarının uygulanmasına ve esnek çalışma şekillerine yöneliktir. Bu tür çalışma şekilleri ise, risk faktörlerini azaltmayı hedeflemektedir (Gündüz, 2020: 447).

Covid-19 salgınıyla beraber işletmelere yönelik uygulamalar, özellikle de işçi ve işveren arasındaki ilişkiler açısından önemlidir. İşçi-işveren ilişkilerinde karşılıklı sorumluluklar içinde işveren, işçiyi korumalıdır. Bu doğrultuda hem iş dolayısıyla hem de işçinin sağlığı ve güvenliği kapsamında korumayı hedefler (Ateş, 2020: 164). İşçinin uğrayabileceği zararları azaltmak için alınacak önlemler, Covid-19 salgın sürecinde önemli bir yere sahip olmuştur. Örneğin işverenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerince işçiyi korumaya ilişkin yasal dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417/2 gereği yerine getirilir. İşverenin işçiyi gözetme borcunu üstlenmesi bu madde kapsamında açıklanır: “İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin bu hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.” Dolayısıyla işverenin sorumlulukları kapsamında bu örnekler, iş sağlığı ve güvenliğini önemli kılar. Bu doğrultuda iş sözleşmesi, çalışma koşulları, iş güvenliği gibi birçok konu, işçi-işveren ilişkileri, iş hukuku gereğince düzenlenmiştir. Covid-19 sürecinde de bu maddeler gözetilmektedir.

2. COVID-19 SALGINI AÇISINDAN İŞ HUKUKUNA GENEL BAKIŞ

İş hukuku ve Covid-19 salgını ilişkisi, çalışma hayatında dönüşüm yaratmasıyla beraber önem kazanmıştır. Dolayısıyla işçinin korunması ilkesini hedefleyen iş hukuku, iş sözleşmesi niteliğini de aynı şekilde önemli kılar. Mehmet Şükrü Nar (2020: 363) tarafından da değinildiği üzere Covid-19 salgını, ekonomik sonuçları açısından birçok yönüyle önemlidir. Ekonomik ve toplumsal olayların iş hukuku gereği niteliği, yaşanan kriz dönemlerinde işçilerin de haklarının korunmasını gözetmektir ve bunun da işverene yükümlülük haline getirilmesini amaçlamaktır. Dolayısıyla Covid-19 salgın sürecindeki yükümlülükler, daha önemli bir konu olarak karşımıza çıkar.

2.1. ‘İşçinin Korunması İlkesi’ ve Covid-19 Salgını

Toplumda yaşanabilecek ani değişimler, birtakım çalışmaların yapılmasını, kurumların geliştirilmesini ve var olanların da değişmesini gerektirebilmektedir. Ciddi sorunları önlemeyi hedefleyen çalışmalar, işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinde de birtakım değişmelere zemin hazırlamıştır. İş hukukunun temel bir ilkesi olarak işçiyi koruma yaklaşımı ön planda tutularak uygulamaların geliştirilmesi gerekmiştir (Altunkaya, 2020: 2). Ancak işten çıkarma ya da ücretsiz izin uygulamaları gibi sorunların yaygınlaşması, işçilerin haklarını tekrardan gündeme getirmiştir. Ekonomik krizlerin etkisiyle yaşanan bu tür sorunlar, genelde işçilerin korunması eylemlerinden çok, işverenlerin işletmeyi koruma anlayışlarına yönelmelerinden kaynaklanır. Bunun asıl nedeni ise Sabahattin Yürekli (2020: 36) tarafından da belirtildiği üzere, işyerlerinin Covid-19 salgını sonucu kısmen veya tamamen kapatılmak zorunda kalmasıdır. İşletmeler ve çalışanlar, bu gelişmelerle zor durumda kalmışlardır. Bu doğrultuda çalışma hayatında işçi ve işvereni koruma adı altında tedbirler geliştirilmiş, hukuksal düzenlemeler yapılmıştır.

İş sağlığı ve güvenliği konusunda, işçiyi koruma amacıyla alınan tedbirler, uygulama kapsamına bağlı olarak fesih yasağına yöneliktir. Ancak bu uygulamalar her ne profilde olursa olsun, istihdama etkileri açısından Covid-19 salgını ve sonuçlarını kaçınılmaz hale getirmiştir. Örneğin, Dünya Çalışma Örgütü’nün yaptığı araştırmayla beraber Covid-19 salgınının istihdam üzerinde olası etkileri değerlendirilmiştir. Ekonomik ve işgücü piyasasında şok etkisi yaratan, iflas durumlarını yaşatan, iş kayıplarını bazı sektörlerde yaygınlaştıran, küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından problemlere neden olan bir gelişme olduğu açıklanmıştır. İstihdam miktarı ve niteliği de aynı şekilde, zorlu süreçlere girmiştir (Türkiye Makinecileri, 2020: 19-20). Gelir kaybı, bu doğrultuda önemli bir yere sahiptir. İşçinin korunması ilkesi açısından gelir kaybının önlenmesi, genel bağlamda düşük gelirlileri ve özellikle dezavantajlı işçi gruplarını korumayı amaçlamalıdır.

2.2. İş Sözleşmesinin Niteliği ve Covid-19 Salgını

Covid-19 salgın sürecinde işçiyi koruma amacıyla öncelikle fesih yasağı uygulaması geliştirilmiştir. Ancak fesih yasağı uygulamasının sadece kısmi bir önemi olduğu belirtilmekle birlikte, iş sözleşmesine etki eden bir gelişme olduğu da söylenebilir. Bu uygulamalar, çalışma şekillerine yöneliktir. Ücretsiz veya ücretli izin, uzaktan çalışma, kısa süreli çalışma, işyerinin kapatılmasıyla beraber kısmi maaşların uygulanması, telafi çalışma şekilleri gibi farklı çalışma şekilleri, iş sözleşmesi doğrultusunda dikkate alınır. Her bir uygulama, işçinin korunmasını amaçlamaktadır. Örneğin Altunkaya (2020: 7), ücretsiz izin ve makul süreyi aşan izinlerde, işverenin en fazla üç aylık süreyle ücretsiz izin uygulamasını gerçekleştirebileceğini, bunun ise 7244 sayılı Kanun m. 9/2’ye tabi olduğunu ifade eder. Ancak uygulamanın, Cumhurbaşkanlığı kararıyla beraber altı aylık bir süreyle uzatılabileceği, Covid-19’la desteklenmiştir. İşverenlerin işçi haklarını gözetmeksizin bu uygulamayı kötü amaçla kullandıkları söylenebilir. İşletmelerin tamamının bu salgın sürecinden etkilenme düzeyi farklıdır. Bunun sonucu olarak ise sektörler arasında bu tür bir uygulama, her bir sektör için yerinde bir uygulama örneği değildir. Kötüye kullanımların sonucunda ise öncelikle işçinin korunması zedelenir. Örneğin gıda ya da sağlık sektöründe, hammadde temininin hızlı karşılanmasından dolayı, işverenlerin kötüye kullanımı, ücretsiz izin uygulaması için bir zarar teşkil etmektedir.

Ücretsiz izin uygulaması gibi bir başka değerlendirme ise, Manav Özdemir (2020: 128-129) çalışmasında, iş hukukunda mücbir (zorlayıcı) sebep ve sonuçlara göre incelenmiştir. Mücbir sebep, İş Kanunu m. 34 kapsamında, işçinin ücret ödemesinin mücbir bir sebep dışında olması durumunda, yirmi gün içinde ödememesi sonucunda, işçinin iş görme borcundan kaçınabileceği şeklinde belirtilmiştir. Mücbir sebeple ilgili doğrudan tanımlama yoktur. Sadece Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Yönetmelik m. 3’te, işyerinden kaynaklanan sebep dışında, dışsal etkenlerden kaynaklı sebeplerle gelişen ve özellikle deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi durumları içeren sebeplerdir (Özdemir, 2020: 128-129). Dolayısıyla mücbir sebepler arasında salgın hastalıkların da bulunması, Covid-19 salgın sürecinde bu tür sorunların yaşanabileceğini gösterir. Ayrıca zorlayıcı sebep olarak Covid-19 salgını, İŞKUR tarafından da ifade edilmiştir. Dolayısıyla ücret ödeme sorunlarının Covid-19 salgın sürecinde yaşanması halinde, işçinin haklarının korunmasının zarara uğradığı belirtilebilir. Oysa işveren, işçiye yönelik sorumluluk taşır. Burada da hareketsiz kalmasını ya da kaçınmasını gerektiren durum yoktur.

3. COVID-19 SALGINI VE İŞÇİ HAKLARI İLE İŞÇİYİ KORUMA NİTELİĞİ

İşçi hakkının gözetilerek işçinin korunması incelemeleri, 7244 sayılı Yeni Korona Virüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değerlendirilir. Bu kanun, ücretsiz izin uygulamaları, esnek çalışma ve çalışma şekillerinde emek, ücret, fazla çalışma konularının işçi açısından sonuçları gibi birtakım konuları içerir ve incelenmesi önemlidir. Çünkü işveren yükümlülükleriyle bağlantılı sonuçlar, işçinin haklarına zarar veren uygulamalar ve stratejiler şekliyle olabilir. İşverenin bu hakları zedeleyici kullanımı, iş hukuku açısından Covid-19 salgın döneminde ciddi bir sorun haline gelmiştir. Örneğin Seyit Rasim Doru (2020: 800-801), 7244 sayılı Covid-19 salgını olan torba kanun uygulamasında, Covid-19 salgınının zorlayıcı sebep olarak sayıldığını, ancak m. 10 ile 5510 sayılı Kanun’a göre de mücbir sebep hallerinin zaten var olduğunun bilindiğini ifade eder. Ancak idare için mücbir sebep sayılıp sayılamayacağı konusu da aynı şekilde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu m. 21 çerçevesinde salgın hastalığın doğrudan mücbir sebep görülüp görülemeyeceği konusunu müphem kılmıştır. Bu kanunda işlenen konuların niteliği, idari muamelelerde hukuka uygunluk konusunu kısıtlar. Diğer bir örnek olarak ise Yürekli (2020: 37), çalışmasında 7244 sayılı Kanun’a ilişkin değerlendirme yapar. 4447 sayılı Kanun’un geçici m. 24 gereğince aynı düzenleme yapılmış olmakla birlikte, çalışanlar için nakdi ücret desteği koşulları belirlenmiştir. İşveren aracılığıyla ücretsiz izne ayrılmış olan ve kısa çalışma ödeneğinden de yararlanamayan işçilere, iş sözleşmesi feshedilen işçilere, sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık aylığı almayanlara ve aynı şekilde bu sürede ücretsiz izinde olanlara ve işsiz kaldıkları sürelerde desteğin verileceği belirtilir. Bu madde gereğince işletmeler, hileli davranışlarda bulunabilir. İşçileri fiilen çalıştırdığı takdirde, nakdi ücret desteği almaya çalışan işletmelerin tespit edilmesi ile idari para cezası uygulamasının uygulamada yer alması ciddi yaptırımlar olabilir.

3.1. Ücretsiz İzin Uygulamaları ve İşçi Hakkının Zedelenmesi

Salgın sürecinde iş sözleşmelerinin feshine getirilen yasakla birlikte, işçilerden yazılı bir onay alınmadan işten çıkarılma sürecine ara verilmiştir. Ücretsiz izinle beraber ise, ücretsiz izin desteğinden yararlanabilme hakkı tanınmıştır. Böyle bir durumda ise, iş sözleşmesinin de askıda kalacağı belirtilmiştir. Ancak işverenler, işçiden yazılı onay ile ücretsiz izne çıkardıkları takdirde (İş Kanunu m. 22 gereğince), herhangi bir ücret ya da nakdi destek de alamamışlardır. İş sözleşmesinin her iki tarafa yüklediği borç, ücretsiz izin sonucunda askıda kalmaktadır. Bu uygulama, işverenlerin bir kısmı tarafından çalışanlara uygulanmıştır. Ayrıca prim, yemek, yol gibi yan ödemelerden muaf olan işletmelerin, işçileri çalıştırmaması gerekir. Bu çalıştırma yasağını yerine getirmeyen işletmeler de vardır (Uşen ve Balcı, 2020: 5-6). İşçinin haklarına zarar veren bu konular için ceza işlemler uygulanmakla birlikte, işçinin zarar gördüğü de gerçek olarak addedilebilir. Dolayısıyla ücretsiz izin uygulamalarında işletmelerin çeşitli hilelere yöneldikleri ve burada özellikle de işçinin hakkının görmezden gelindiği dikkat çeker. Ayrıca ücretsiz izin uygulamasının işçiye bir şart olarak koşulmasından ziyade, işçinin bu şartı kabul seviyesinde olması gerekir. Ancak genelde işçilerin Covid-19 salgın sürecinde zorunlu kabul ile buna yöneldikleri belirtilebilir. Ali Osman Ak ve İlke Özenç (2020: 3) çalışmasında buna ilişkin değerlendirme, ücretsiz iznin uygulamaya koyulabilmesi için temel şartların muhakkak belirli olmasına bağlı kalındığı şekliyle ifade edilmiştir.

İşçi aleyhine söz konusu olabilecek gelişmelerin önlenmesi amacıyla ücretsiz izinler ve uygulamalar, kanun çerçevesinde düzenlenmiştir. Diğer konu ise, ücretsiz izin uygulamasının geçici olduğuna yönelik çalışana teminatının verilmesidir. İşten çıkarmanın yaygınlaşabileceği değerlendirmeleri, ücretsiz izin uygulamasının son bulmasıyla ya da yasağın ortadan kalkması ile işsizliğin yaygınlaşacağını gösterir. Özellikle işçilerin bu düşüncesi, ücretsiz izin uygulama süreçlerinden sonra işçi hakkının zedelenmesine neden olabilir. Covid-19 salgınının ekonomik sonuçlarının da yaygınlaşmasına dayalı bu yönde yaşanan gelişmelerde artışlar, ücretsiz izin uygulamasını çalışanlarına şart koşan işletmelerin yaygınlaşmasına neden olabilir. Bu konuyla ilgili diğer bir inceleme, Altunkaya (2020: 8) çalışmasında da değinildiği üzere, ücretsiz izin uygulamalarına ilişkin süredir. Düzenlemelerde makul sürenin aşılması sorunu, hakkın kötüye kullanılmasına zarar verebilir. Makul sürenin dürüstlük kurallarına uygun olması gerekir. Buna ilişkin örnekler yaygın olmakla birlikte, bu süreyle ilgili problemlerin temelinde, 7244 sayılı Kanun’un m. 9/2’de kesinliğin olmadığı ve istenildiği gibi ücretsiz izine çıkarma durumunun yaşanabileceği söylenebilir. Ücretsiz izin açısından yapılan değerlendirmelerle beraber, işçinin hakkını zedeleyici makul süre uygulamalarının kötü niyetle kullanımlarının yaygınlaşabileceği ifade edilebilir.

3.2. Esnek Çalışmada Emek-Ücret/Fazla Çalışma-Ücret İlişkisi ve Hukuki Sorunlar

Esnek çalışma modelinin geliştirilmesinde asıl amaç, sosyal mesafenin, çalışma ortamında azaltılmasını sağlamaya yöneliktir. Covid-19’un tam esnek işgücüne geçişine yönelik zorunluluğu, ilerleyen süreçlerde işgücüne yönelik esnek özgürlüğün gelişmesini desteklemektedir. Ancak bu amaçla, çalışanların koşullarına ve tercihlerine bağlı uyarlanmış nitelikli çalışma şeklini benimsemeleri gerekir. Dolayısıyla esnek çalışmanın bir hukuksal dayanağı olmalıdır. Uluslararası Çalışma Örgütü (2020: 17), çalışma programları için esnek uygulamaları geliştirme ve yönetmenin, bireysel ihtiyaçlara çözüm geliştirmede bir dayanak olabileceğini belirtmiştir. Esnek çalışma kavramının bazı işletmeler tarafından uygulamaları, farklı görüşlerin geliştirilmesine de zemin hazırlamıştır. Esnek çalışmanın uzaktan çalışma ve dönüşümlü çalışma uygulamalarında özellikle uzaktan çalışma programında, emek ve ücret ve fazla çalışma arasında ilişkinin kurulabileceği görülmüştür. Emek kavramı işgücü piyasasında, işçinin iş görme süresi ve niteliğine göre ücret almasını ifade eder. Dolayısıyla işletmelerde çalıştığı süreyle bağlantılı işgücü emeği değerlendirilir. Ancak bu süreçte, Covid-19 salgınıyla emek kavramı, uzaktan çalışmada, ücretlere bağlı bazı konuların işverenler tarafından değerlendirilmesine neden olmuştur. Özellikle bu konu, uzaktan çalışma sırasında çalışanların bir kısmının zorlanmasına ya da daha fazla çalışmasına neden olmasına karşın, emek kavramından dolayı zarara uğradıkları ve özellikle de ücretle ilgili işveren kısıtlamalarının olduğunu göstermiştir. Yusuf Balcı ve Güldenur Çetin (2020: 22) tarafından da ifade edildiği üzere, emek piyasalarında nispi savunmasızlık durumu, Covid-19 salgını ve çalışma şekilleri üzerindeki etkisini fazlasıyla gösterir. Bu açıdan ise esnek çalışma şekli ve emek piyasası ilişkisi, hukuki kapsam gereğince incelenmelidir.

Esnek çalışma uygulaması ve kapsamı, 4857 sayılı İş Kanunu gereğince iş sözleşmesini korumayı da destekler. Covid-19 salgın sürecinde bu çalışma şekilleri, işçinin haklarını koruma odaklıdır. Ancak bu süreçte işveren, öncelikli olarak çalışanını korumayı hedeflemeli ve telafi çalışması, kısa çalışma şekli, uzaktan çalışma şekli gibi metotlarda, işçinin iş görme edimi açısından kolaylaştırıcı bir yön belirlemelidir. Altunkaya (2020: 8) tarafından da ifade edildiği üzere işletmeler, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 4 gereğince tedbirleri almalıdır ve aynı şekilde Covid-19 salgını sürecinde çalışanını korumayı hedeflemelidir. Bu yönde ekipmanların eksiksiz olmasına da özen göstermelidir. Dolayısıyla işletmelerin ister esnek çalışma şekilleri için isterse dönüşümlü çalışmadaki iş koşullarına yönelik olsun, hukuksal açıdan gereklilikleri yerine getirerek çalışanını korumalıdır. Esnek çalışma şekillerinden uzaktan çalışmanın olumlu yönleri olmasına karşın, fazla çalışma durumları yaşanabilmektedir. Ayşen Akbaş Tuna ve Zafer Türkmendağ (2020: 3252), daha fazla mesainin kaçınılmaz olduğunu belirtmekle birlikte, özellikle çalışanların görüşleri doğrultusunda değerlendirmeleri dikkate almışlardır.

Uzaktan çalışma şekli, 2016 yılında İş Kanunu m. 14’e eklenen ek fıkralar çerçevesinde düzenlenmiştir. Kanun içerisinde Çağrı Üzerine Çalışma ve Uzaktan Çalışma maddesi, işyeri dışında teknolojik araçlarla yerine getirilmesi esas olunan işlerin, işveren tarafından düzenlenen organizasyon kapsamı dikkate alınarak iş görme ediminin gerçekleştirilmesini ifade eder. Uzaktan çalışma sırasında işverenin yükümlülüğü ise, uzaktan çalışmada ayrıntıların tamamına yer verilmesi gerekliliğine yöneliktir (m. 14/5). İşverenin tek taraflı uzaktan çalışma sistemini kurmasının önlenmesi, işçinin de haklarını gözetmek açısından önemlidir. İşverenin uzaktan çalışma sistemini kabul etmeyen işçi, altı gün içerisinde kabul etmediğini belirtmelidir. Aksi halde iş ilişkisi, bu sistem üzerine kurulacaktır (İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası, 2020: 5-8). Ancak uzaktan çalışmanın Covid-19 salgın döneminde niteliği, herhangi bir onayın çalışandan yazılı onay alınmasını gerektirmediğinden, işçilerin fazla mesai saatlerine maruz kaldıkları belirtilebilir. Diğer yandan ücret ilişkisi de bu açıdan hem fazla mesai için hem de uzaktan çalışma iş şekli için tam anlamıyla kurulamaz. Burada ise işverenlerin kendi inisiyatiflerine göre işçileri değerlendirdikleri ve iş hukukunda işçileri koruma anlayışına zarar verdikleri görülür. Ücret kesintisinin yapılması gibi bir konu, Covid-19 salgın döneminde mevcut olmamasına karşın, emek-fazla çalışma ilişkisini işveren, fazla mesai şeklinde uygulamaya yönelmiştir. Oysa Seyhun Serçemeli (Serçemeli, 2020: 401) tarafından da ifade edildiği üzere, Covid-19 salgın sürecinde ikale sözleşmesi geçerlidir. İşveren dürüstlük kurallarına bağlı kalarak işçinin haklarını korumakla yükümlüdür. Uzaktan çalışmanın Covid-19 salgın döneminde tercihten öte zorunluluk haline geldiği bilindiğinden, yazılı rızanın yerine, fiili uygulamada işlemlerin yerine getirilmesi gerekliliği ön plandadır. Diğer bir konu, çalışanın uzaktan çalışma sırasında elektronik sistemler aracılığıyla yönetilmesine ilişkindir. Buna ilişkin olarak Yeliz Bozkurt Gümrükçüoğlu (2020: 202), bu gözetimlerle beraber kişiliğin ve kişisel verilerin korunmasında sorunların yaşandığını belirtmiştir.

SONUÇ

İş hukuku gereğince işçi ve işveren ilişkisi, işverenin, farklı ya da zorlu koşullarda işçiyi korumayı hedefleyen borç ilişkisi niteliğini taşır. Bu amaçla ise işveren, iş sözleşmesine bağlı kalarak çalışanını korur. Aynı şekilde burada amaç, işçinin korunması ilkesinin gözetilmesidir. Zor koşullar da dikkate alındığında işveren, her türlü gereksinimleri karşılamalıdır. Covid-19 salgın sürecinde de bu konu önemlidir. Salgının etkileri, işletmeye ve dolayısıyla da işverene, birçok yükümlülük vermiştir. Ancak iş sözleşmesinde yaşanan birtakım değişikliklerde dikkate alınan konular, çalışma şekillerine yönelik uygulama gibi farklılık arz eden stratejiler, hukuksal açıdan önem taşımıştır. 7244 sayılı Kanun gereği Covid-19 salgınına ilişkin sosyal ve ekonomik yönden dikkate alınan konular vardır. Bu salgın sürecinde, işçilerin istihdam sürecine yönelik alınan kararlarda, işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisi, yazılı onaylara gerek duyulmaksızın uygulanan birtakım iş sürecinin gelişmesine zemin hazırlamıştır. Dolayısıyla kanunun gelişimi anlayışı da önemlidir. Bu tür gelişmeler, işçinin iş görme ediminde, haklarına zarar verebilecek durumların yaşanmasına bağlı sorunlara kapı aralayabilir. İşverenin iş sürecini yönetme anlayışı, iş sözleşmesinde yaşanan esaslı değişikliklere yönelik konunun incelenmesi gerektirir. İş hukukunda bu konular, Covid-19 salgınında, çalışmaların yaygınlaştırılmasını önemli kılar.

KAYNAKÇA

Ak, Ali Osman ve İlke Özenç, “Covid-19 Salgınının İş Hukuku Uygulamalarına Etkisi”, Özdirekcan Dündar Şenocak Avukatlık Ortaklığı, Nisan, 2020.

Akbaş Tuna, Ayşen ve Zafer Türkmendağ, “Covid-19 Pandemi Döneminde Uzaktan Çalışma Uygulamaları ve Çalışma Motivasyonunu Etkileyen Faktörler”, İşletme Araştırmaları Dergisi, Cilt: 12, Sayı: 3, 2020, 3246-3260.

Altunkaya, Süleyman, “Covid-19 Salgınının Türk İş Hukukuna Etkileri Kapsamında Ücretsiz İzin Uygulaması”, Ünye İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt: 3, Sayı: 1, 2020, 1-14.

Ateş, Zehra Gizem, “Covid-19’un İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Konusunda Alması Gereken Önlemlere Etkisi”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 38, 2020, 161-179.

Balcı, Yusuf ve Güldenur Çetin, “Covid-19 Pandemisinin Türkiye Ekonomisinde İstihdam ve Çalışma Hayatı Üzerindeki Etkileri: Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Mayıs, 2020.

Bozkurt Gümrükçüoğlu, Yeliz, “Covid-19 Pandemi Döneminde Home-Office Uygulamasına İlişkin Türk ve Alman Hukuku’nda Mukayeseli Bir Değerlendirme”, Koronavirüs Döneminde Güncel Hukuki Meseleler Sempozyumu, 2020, 145-207.

Doru, Seyit Rasim, “Covid-19 (Koronavirüs) Salgını Sürecinde Yapılan İdari Muamelelerin Hukuka Uygunluğu ve İdarenin Sorumluluğu Meselesi”, İstanbul Hukuk Mecmuası, Cilt: 78, Sayı: 2, 2020, 769-807.

Gündüz, Ferhan, “Türkiye’nin Yeni Koronavirüs (Kovid-19) Salgını ile Sınavı: Güvenli Gelecek İnşası Çalışmaları ve Kamuoyu Algısı”, AVRASYA Uluslararası Araştırmalar Dergisi, Cilt: 8, Sayı: 23, 2020, 447-467.

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası, “Uzaktan Çalışma Usul ve Yöntemleri”, İş ve Sosyal Güvenlik Komitesi, 2020.

Nar, Mehmet Şükrü, “Covid-19 Salgını ve Dönüşümün Etkisi: Şimdi ve Sonrası”, İmgelem, Cilt: 4, Sayı: 7, 2020, 363-382.

Özdemir, Manav, “Covid-19 Salgınının Çalışma Şekilleri ve İşçinin İzin ve Ücret Hakları Açısından İş Sözleşmesine Etkisi”, Sicil Dergisi, Sayı: 43, 2020, s. 126-157.

Sağlık Bakanlığı, Covid-19 (Sars-CoV-2 Enfeksiyonu), Ankara, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, 2020.

Serçemeli, Ceyhun, “Covid-19 Pandemi Sürecine Çalışma Hayatı ve İş Hukuku Açısından Kısa Bir Bakış”, TURAN-SAM Uluslararası Bilimsel Hakemli Dergisi, Cilt: 12, Sayı: 46, 2020, 395-405.

Türken, Melda ve Şükran Köse, “Covid-19 Bulaş Yolları ve Önleme”, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dergisi, Sayı: 30, 2020, 36-42.

Türkiye Makinecileri, Salgının İş Yaşamına ve Hukukuna Etkileri Raporu, İstanbul, Makine İhracatçıları Birliği, 2020.

Uluslararası Çalışma Örgütü, “Covid-19 Ortamında ve Sonrasında Uzaktan Çalışma”, Uluslararası Çalışma Ofisi, 2020.

Uşen, Şelale ve Ali İhsan Balcı, “Covid-19 Salgını Nedeniyle Alınan İstihdam Tedbirlerinin Beyaz Yakalı Çalışanların Ücret ve Yan Haklarına Yansıması”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İnsan Kaynakları Araştırma Merkezi, Ekim, 2020.

Yürekli, Sabahattin, “Çalışma Hayatında Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Etkileri”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 38, 2020, 34-61.