BOŞANMA DAVASINDA TAZMİNAT İLE NAFAKANIN HUKUKİ NİTELİĞİ VE NAFAKANIN ÇEŞİTLERİ

You are currently viewing BOŞANMA DAVASINDA TAZMİNAT İLE NAFAKANIN HUKUKİ NİTELİĞİ VE NAFAKANIN ÇEŞİTLERİ

Boşanma, evlilik birlikteliğinin sona ermesini ifade eden, ancak sadece eşlerin ikili bir ilişki içerisinde bulunmadıkları, eğer varsa çocuklar üzerine belirli kararın alınmasını da gerektiren bir süreçtir. Diğer yandan boşanma nedenleri ve boşanma sürecinde her bir bireyin kişilik haklarına yönelik davranışlar, boşanmayla birlikte tazminatın talep edilmesine neden olabilir. Ayrıca eşlerin genel durumları, çocukların vekaletlerinin ne olacağı konusunu ve nafaka alınıp alınamayacağı gibi birçok gelişmeleri beraberinde getirmektedir. Boşanma hukuku kapsamı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir ve tazminat ile nafaka konusu da yine bu kanun kapsamında detaylandırılmıştır. Nafaka davalarına bakan görevli mahkeme ise, Aile Mahkemesi’dir.

Türk Medeni Kanunu’na Göre Boşanmada Tazminat ve Nafaka

Boşanma davalarında nafaka konusuna ilişkin düzenlemeler, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun “boşanmada tazminat ve nafaka” başlığında yer almaktadır. Bu başlık altında nafaka ve tazminat kapsamı, 5 ayrı şekilde incelenmiştir:

  • Maddi ve manevi tazminat (m. 174),

  • Yoksulluk nafakası (m. 175),

  • Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi (m. 176),

  • Yetki (m. 177),

  • Zamanaşımı (m. 178).

TMK m. 174’e göre, maddi ve manevi tazminat, boşanma yüzünden zedelenen menfaatlerin kusurlu ya da daha az kusurlu tarafın tazminat talebiyle sonuçlanabilir. Kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, uygun miktarda para talebinde bulunabilir. TMK m. 175’te yoksulluk nafakası açıklanmıştır ve boşanmayla birlikte yoksulluğa düşecek tarafın uygun miktarda nafaka alabilmesine ilişkin düzenleme getirilmiştir.

TMK m. 176’da, tazminat ve nafakanın ödenme şeklinden bahsedilmiştir. Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının irat biçiminde ödenmesine karar verilirken manevi tazminatın irat/aylık biçiminde ödenmesine karar verilemez. Aynı şekilde ödemenin şartlarına ilişkin açıklamalar şöyle yapılmıştır: “İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”

TMK m. 177’de boşanma davasıyla açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri, “yetki” yeri olarak belirlenmiştir. TMK m. 178’de ise “zamanaşımı” için boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonraki bir yıllık süre baz alınmıştır. Boşanma davalarıyla birlikte doğan hakların alınabilmesi bu süre zarfıyla geçerlidir.

Nafakanın Genel Özellikleri

Nafaka kavramı, geçindirmekle yükümlü olan tarafa bağlanan aylığı ifade etmektedir. Boşanma süreciyle birlikte ihtiyaç sahibi olan tarafa verilen aylık/düzenli ödemelerdir. Ancak nafaka uygulamasında çocukların vekaletlerinin durumu, eşlerin boşanmasına ilişkin nedenler gibi durumların da dikkate alınması gerektiği belirtilebilir. Bu şekilde nafaka, muhtaç durumdaki tarafa yardımın yapılması ile sınırlı olmayan bir işlemi de ifade eder. Örneğin boşanma nedeni aldatma (zina) olan bir durumda suçlu taraf, bir nafaka talebinde bulunamaz ve tam kusurlu olan taraf konumuna düşer. Bunun yanı sıra nafakanın reddedilmesi isteği; nafaka verecek kişiye ağır bir suç işlemesi, yalnızca ihtiyaç için birlikteliği devam ettirmeye çalışması, aile içi görev ya da sorumlulukların yerine getirilmemesi veya suistimal edilmesi gibi durumlarda yaşanabilir.

Nafakanın genel özellikleri; kişiye bağlılığı, devredilememezliği, haczedilememezliği, miras yoluyla aktarılamayacağı, evlenmeyle sona ereceği kapsamında düzenlenmiştir. Nafaka verenin haklarının korunması amaçlanırken nafaka alıcısının kötü amaçlarına karşı kişilik haklarının korunması hedeflenir. Özellikle nafaka alan kişinin nafakanın devamlılığı için kasıtlı olarak evlenmemesi, dolayısıyla evlilik dışı birliktelik yaşaması gibi durumlar görülebilmektedir. Bu durumun ispatlanabilmesi halinde nafaka kesilir ve dolayısıyla ‘ispat durumu’ gerekli koşuldur.

Nafaka Türleri

Boşanma davalarında maddi zorluğa düşen tarafa ödenen nafakanın çeşitleri vardır. Tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, katılım (iştirak) nafakası olarak üç ayrı grupta ele alınır. Tedbir nafakası, dava sürecinin kesin olarak başlamasıyla birlikte açılan bir nafaka türü olup herhangi bir eş ya da 18 yaşından küçük çocukların geçimi için alınabilecek nafakadır. Dava süreci henüz sonuçlandırılmadığı için taraflar arasındaki kusur durumu gözetilmez. Ayrıca 18 yaşından büyük, ergin çocuklar için de nafaka istenemez. Yoksulluk nafakası, boşanmayla birlikte ekonomik durumunun boşanmayla bozulması halinde istenebilecek bir nafakadır. Boşanma davası sonucuna göre yoksulluk nafakası talep eden tarafın kusuru karşı taraftan ağır olmamalıdır. Eşit kusurlu olması durumunda da bu nafaka talebinde bulunabilir. Nafaka türlerinden bir diğeri olan iştirak nafakası, çocuğun velayetini almamış olan tarafın çocuğun genel eğitim ve bakım masraflarını karşılamaya katılmasının talep edildiği nafakadır. Çocuk 18 yaşını geçtiğinde ya da evlendiğinde bu nafaka geçerliliğini kaybeder.

Nafakanın Hukuki Niteliği ve Tazminattan Farklılıkları

Hukuksal düzenlemeler çerçevesinde nafaka konusu, kanundan doğan bir borç niteliği taşımaktadır. Evliliğin sona erme ya da sona erme nedenlerine bağlı olarak bireylerin arasında anlaşmayla sağlanan nafaka ve nafakanın tutarı-ödenme biçimi-kapsamı gibi temel konular, kanundan doğan borç niteliğindedir. Bu yönüyle tazminattan özellikle ödenme şekliyle farklılaşmaktadır. Bu nedenle kişilik haklarını zedeleyici bir durumun yaşanması halinde tazminat talebinde bulunabilir. İrat biçiminde manevi tazminatın ödenemeyeceği TMK m. 176’da ifade edilmekte ve bu da nafaka ile tazminat arasındaki belirgin farklardandır. Nafaka, irat ve belirli tutar şeklinde yapılan düzenli ödemeleri ifade eder.